Verilen soru, Kâfirun suresinin anlamından yola çıkarak hangi yargının çıkarılamayacağını bulmamızı istemektedir. Surede, tevhid inancı ile şirk arasındaki kesin ayrım vurgulanmaktadır.
- A) İnancın şirkten uzak tutulması gerekir.
Surede "Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem" ve "Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz" ifadeleri, inancın şirkten tamamen ayrı tutulması gerektiğini açıkça belirtir. Bu yargı çıkarılabilir.
- B) Hz. Peygamber'in inkârcılar ve şirkle birleşmesi mümkün değildir.
Surenin tamamı, Hz. Peygamber'in (ve dolayısıyla müminlerin) inkârcıların ibadetlerine asla katılmayacağını, onlarla inanç konusunda birleşmeyeceğini kesin bir dille ifade eder. Bu yargı çıkarılabilir.
- C) Tevhit ve şirk arasında bir uzlaşma mümkün değildir.
Suredeki tekrarlanan "Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem, siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz" ve son ayet olan "Sizin dininiz size, benim dinim de bana" ifadeleri, tevhid ve şirk arasında inanç esasları açısından hiçbir uzlaşmanın olamayacağını net bir şekilde ortaya koyar. Bu yargı çıkarılabilir.
- D) Şirk inancına Kur'an-ı Kerim hoşgörüyle bakmıştır.
Kâfirun suresinin son ayeti olan "Sizin dininiz size, benim dinim de bana" ifadesi, inanç özgürlüğünü ve dinleri birbirine karıştırmama ilkesini vurgular. Bu, dini uygulamalarda zorlama olmaması anlamına gelir. Ancak bu, Kur'an'ın şirk inancını teolojik olarak hoş gördüğü anlamına gelmez. Aksine, Kur'an'ın genelinde şirk en büyük günah olarak şiddetle reddedilir ve kınanır. Sure, şirkten kesin bir ayrılığı ifade eder, hoşgörüyle bakmayı değil. Dolayısıyla bu yargı, sureden ve Kur'an'ın genel mesajından çıkarılamaz.
Cevap D seçeneğidir.