7. Sınıf Anlatım Bozuklukları Test 2

Soru 1 / 16

🎓 7. Sınıf Anlatım Bozuklukları Test 2 - Ders Notu ve İpuçları 📚

Merhaba sevgili öğrenciler! Bu ders notu, "7. Sınıf Anlatım Bozuklukları Test 2" testindeki soruları temel alarak hazırlanmıştır. Bu test, özellikle dilimizde sıkça karşılaşılan ve cümlenin anlamını bozan anlamsal anlatım bozuklukları üzerine odaklanmaktadır. Bu notu dikkatlice okuyarak, anlatım bozukluklarını daha iyi anlayacak ve hem testlerde hem de günlük konuşma ve yazışmalarınızda daha doğru cümleler kurabileceksiniz. Hadi başlayalım! ✨

1. Gereksiz Sözcük Kullanımı 🗑️

Bir cümlede aynı anlama gelen veya anlamı zaten başka bir sözcükte bulunan kelimelerin birlikte kullanılmasıdır. Cümledeki fazlalık, anlatımı bozar ve duruluğu engeller.

  • Tanım: Bir sözcüğün cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamında herhangi bir daralma veya bozulma olmuyorsa, o sözcük gereksiz kullanılmıştır. Genellikle eş anlamlı kelimelerin bir arada kullanılmasıyla veya bir kelimenin anlamının başka bir kelime tarafından zaten karşılanmasıyla ortaya çıkar.
  • Örnekler:
    • "Geri iade etmek" yerine sadece "iade etmek" demeliyiz. Çünkü "iade etmek" zaten "geri vermek" anlamına gelir.
    • "Dışarıdan korkunç bir gürültü sesi geldi." cümlesinde "gürültü" zaten bir sestir, bu yüzden "sesi" sözcüğü gereksizdir. Doğrusu: "Dışarıdan korkunç bir gürültü geldi."
    • "Arkadaşlarımla birlikte olmaktan çok mutluyum." cümlesinde "birlikte" sözcüğü gereksizdir. "Arkadaşlarımla olmaktan çok mutluyum." yeterlidir, çünkü "-la, -le" eki zaten birliktelik anlamı katar.
    • "Kahramanmaraş'ta görev yapan en iyi arkadaşımla yıllardır karşılıklı mektuplaşırız." cümlesinde "mektuplaşmak" eylemi zaten karşılıklı yapılır, bu yüzden "karşılıklı" sözcüğü gereksizdir.
    • "Hiçbir neden olmasa bile sevdiklerimize sık sık hediye almak ve armağan vermek çok güzel bir davranıştır." cümlesinde "hediye" ve "armağan" eş anlamlıdır, biri gereksizdir.
    • "Hava sıfırın altında eksi dokuzu gösteriyordu." cümlesinde "sıfırın altında" ifadesi zaten "eksi" anlamına gelir, bu yüzden "eksi" sözcüğü gereksizdir.
    • "Profesör, üç saat süreyle öğrencilerinin çalışmalarını izledi." cümlesinde "üç saat" zaten bir süreyi belirtir, "süreyle" sözcüğü gereksizdir.
  • 💡 İpucu: Cümledeki her kelimenin gerçekten gerekli olup olmadığını sorgula. Bir kelimeyi çıkardığında anlam değişmiyorsa, o kelime fazlalıktır.
  • ⚠️ Dikkat: Özellikle eş anlamlı kelimelerin veya anlamca birbirini kapsayan kelimelerin bir arada kullanılmasına çok dikkat etmelisin.

2. Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması 🔄

Bir sözcüğün cümlede kastedilen anlam dışında, yanlış bir anlamda kullanılmasıdır. Bu durum, cümlenin anlamsız veya komik olmasına yol açabilir.

  • Tanım: Kelimelerin gerçek veya mecaz anlamlarını bilmemekten kaynaklanan bir hatadır. Cümledeki bağlama uymayan bir kelime seçimi, anlatım bozukluğuna neden olur.
  • Örnekler:
    • "Kızın saçları çok büyümüştü." yerine "Kızın saçları çok uzamıştı." demeliyiz. Çünkü saç "büyümez", "uzar".
    • "Bu fidanları bahçeye ekelim..." yerine "Bu fidanları bahçeye dikelim..." demeliyiz. Çünkü fidan "ekilmez", "dikilir". Tohum ekilir, fidan dikilir.
    • "İki ülke arasında dünyalar kadar ayrıntı var." cümlesinde "ayrıntı" yerine "fark" sözcüğü kullanılmalıdır.
    • "İlk olarak 12 Ekim 1985 yılında gündeme gelen bu yasa..." cümlesinde "yılında" yerine "tarihinde" veya "gününde" ifadesi daha doğru olacaktır.
  • 💡 İpucu: Cümledeki kelimelerin sözlük anlamlarını ve yaygın kullanımlarını iyi bilmek bu hatayı yapmanı engeller. Kelimenin yerine eş anlamlı veya yakın anlamlı başka bir kelime koyarak cümlenin anlamının daha net olup olmadığını kontrol et.

3. Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması 📍

Bir sözcüğün cümlede bulunması gereken yerden başka bir yerde kullanılması sonucu anlamın değişmesi veya belirsizleşmesidir. Bu durum, cümlenin tamamen farklı bir anlama gelmesine yol açabilir.

  • Tanım: Özellikle sıfat ve zarfların, niteledikleri veya belirttikleri kelimelerden uzak kullanılmasıyla ortaya çıkar. Cümledeki kelimelerin doğru sıralaması, anlamın netliğini sağlar.
  • Örnekler:
    • "İzinsiz inşaata girdiğinden bekçi çok kızmış." cümlesinde "izinsiz" kelimesi "inşaata" değil, "girdiğinden" fiilini nitelemelidir. Doğrusu: "İnşaata izinsiz girdiğinden bekçi çok kızmış."
    • "Çok oyunla vakit geçiren bir çocuk, dersleriyle yeteri kadar ilgilenemez." cümlesinde "çok" kelimesi "oyunla" değil, "vakit geçiren" fiilini nitelemelidir. Doğrusu: "Oyunla çok vakit geçiren bir çocuk, dersleriyle yeteri kadar ilgilenemez."
    • "İlk şehrimize kar yağdığında hepimiz çok şaşırmıştık." yerine "Şehrimize ilk kar yağdığında hepimiz çok şaşırmıştık." demeliyiz. "İlk" kelimesi "kar yağdığında" ifadesini nitelemelidir.
    • "Çok canı sıkkın olduğu halde eğlenmeye çalıştı." cümlesinde "çok" kelimesi "canı sıkkın" ifadesini nitelemelidir. Doğrusu: "Canı çok sıkkın olduğu halde eğlenmeye çalıştı."
  • 💡 İpucu: Cümledeki her kelimenin nereyi veya neyi nitelediğine, hangi eylemi etkilediğine dikkat et. Kelimenin yerini değiştirdiğinde anlam daha mantıklı hale geliyorsa, doğru yerini bulmuşsundur.

4. Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması ⚖️

Bir cümlede birbirine zıt anlamlı veya birbirini tutmayan ifadelerin birlikte kullanılmasıdır. Genellikle kesinlik bildiren sözcüklerle olasılık bildiren sözcüklerin bir arada kullanılmasıyla ortaya çıkar.

  • Tanım: Cümlede hem kesinlik (mutlaka, kesinlikle, tam olarak) hem de olasılık (belki, sanırım, yaklaşık, az kalsın, neredeyse, sayılır) bildiren ifadelerin aynı anda kullanılmasıdır.
  • Örnekler:
    • "İşlerini tam olarak bitirdi sayılır." cümlesinde "tam olarak" kesinlik, "sayılır" ise olasılık bildirir. İkisi bir arada kullanılamaz. Doğrusu: "İşlerini tam olarak bitirdi." veya "İşlerini bitirdi sayılır."
    • "Dünkü maçı az kalsın neredeyse kaybediyorduk." cümlesinde "az kalsın" ve "neredeyse" aynı anlama gelir ve ikisi de olasılık bildirir. Biri gereksizdir. Doğrusu: "Dünkü maçı az kalsın kaybediyorduk."
    • "Bir insan başka birine hediye verdiğinde illaki özel bir nedeni olması gerektiği düşünülür mutlaka." cümlesinde "illaki" ve "mutlaka" kelimeleri çelişir ve gereksiz tekrar oluşturur.
  • 💡 İpucu: Cümlede kesinlik (tam, kesinlikle, mutlaka) ve olasılık (belki, sanırım, olabilir, sayılır, neredeyse, az kalsın) bildiren kelimelerin bir arada olup olmadığını kontrol et. İkisinden birini seçerek cümleyi düzelt.

5. Deyimin Yanlış Anlamda Kullanılması 🎭

Deyimlerin kalıplaşmış anlamlarının dışında veya yanlış bir bağlamda kullanılmasıdır. Deyimler, dilin zenginliğini oluşturan kalıplaşmış söz öbekleridir ve anlamları değiştirilemez.

  • Tanım: Deyimler, genellikle mecaz anlam taşıyan, iki veya daha fazla kelimeden oluşan kalıplaşmış ifadelerdir. Bu ifadelerin anlamını bilmeden veya cümlenin bağlamına uymayacak şekilde kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.
  • Örnek:
    • "Gözünü hep dört açtığı için çevreden gelen tehlikeleri göremiyor." cümlesinde "gözünü dört açmak" deyimi, çok dikkatli olmak, uyanık olmak anlamına gelir. Tehlikeleri görememekle çelişen bir durumdur. Doğrusu: "Gözünü dört açmadığı için çevreden gelen tehlikeleri göremiyor." veya başka bir deyim kullanılmalı.
  • 💡 İpucu: Deyimlerin anlamlarını iyi öğrenmek ve cümlenin genel anlamıyla uyumlu olup olmadığını kontrol etmek önemlidir. Bir deyimi kullanmadan önce anlamından emin ol.

6. Anlam Belirsizliği (Zamir Eksikliği) 🤔

Cümlede kullanılan bir zamirin (o, onun, senin vb.) kime veya neye ait olduğunun açıkça belirtilmemesi sonucu ortaya çıkan anlam karmaşasıdır.

  • Tanım: Özellikle "o" veya "onun" gibi kişi zamirlerinin kullanıldığı cümlelerde, bu zamirin kimin yerine geçtiği net olmadığında anlam belirsizliği oluşur. Okuyucu veya dinleyici, cümlenin kime yönelik olduğunu anlayamaz.
  • Örnek:
    • "Eve geldiğinde ortalıkta kimsecikler yoktu." cümlesinde "kim eve geldiğinde?" sorusunun cevabı belli değildir. "Senin eve geldiğinde" mi, yoksa "Onun eve geldiğinde" mi? Bu belirsizlik, anlatım bozukluğudur. Doğrusu: "Sen eve geldiğinde ortalıkta kimsecikler yoktu." veya "O eve geldiğinde ortalıkta kimsecikler yoktu."
  • 💡 İpucu: Cümlede "o" veya "onun" gibi zamirler varsa, bu zamirlerin kimi veya neyi karşıladığından emin ol. Gerekirse zamiri açıkça belirtmek (senin, onun) veya isim kullanmak gerekir.

7. Mantık Hatası 🧠

Cümlede verilen bilgilerin veya olayların mantıksal sıraya uymaması, akıl ve gerçeklikle çelişmesidir.

  • Tanım: Cümledeki yargıların veya sıralamaların genel mantık kurallarına, bilinen gerçeklere veya önem sırasına uymaması durumudur.
  • Örnek:
    • "Bu parayla kitap değil bilgisayar bile zor alınır." cümlesinde bir mantık hatası vardır. Kitap, bilgisayardan daha ucuzdur. Eğer kitap bile zor alınıyorsa, bilgisayar hiç alınamaz. Doğru sıralama: "Bu parayla bilgisayar değil, kitap bile zor alınır."
  • 💡 İpucu: Cümledeki olayların veya verilen bilgilerin sırasını ve gerçek hayattaki karşılığını düşün. Daha az önemli veya daha ucuz bir şeyden daha önemli veya daha pahalı bir şeye doğru bir sıralama olmalı.

Sevgili öğrenciler, anlatım bozuklukları konusunu iyi kavramak için bol bol örnek incelemeli ve kendi cümlelerinizi kurarken bu kurallara dikkat etmelisiniz. Unutmayın, doğru ve etkili bir anlatım, başarılı iletişimin anahtarıdır! Başarılar dilerim! 🌟

  • Cevaplanan
  • Aktif
  • Boş