11. Sınıf Biyoçeşitlilik, Ekosistem ve Madde Döngüsü Test 9

Soru 7 / 19

🎓 11. Sınıf Biyoçeşitlilik, Ekosistem ve Madde Döngüsü Test 9 - Ders Notu ve İpuçları


🌍 Biyoçeşitlilik ve Canlıların Yeryüzüne Dağılışını Etkileyen Faktörler

  • Biyoçeşitlilik (Biyolojik Çeşitlilik): Bir bölgedeki genlerin, türlerin, ekosistemlerin ve ekolojik olayların zenginliğini ifade eder. Dünya üzerindeki yaşamın çeşitliliğidir.
  • Dağılışı Etkileyen Doğal Faktörler:
    • İklim: Sıcaklık ve yağış, biyoçeşitliliğin en önemli belirleyicileridir. Ekvatoral bölgeler, sıcaklık ve yağışın yıl boyunca yüksek olması nedeniyle biyoçeşitlilik açısından en zengin alanlardır. Kutuplara doğru gidildikçe bitki ve hayvan tür çeşitliliği azalır.
    • Yer Şekilleri: Dağların uzanışı, yükselti, eğim, bakı gibi faktörler iklimi etkileyerek biyoçeşitliliği dolaylı yoldan etkiler. Örneğin, denize bakan dağ yamaçları genellikle daha fazla yağış aldığı için diğer yamaçlardan daha zengin bir tür çeşitliliğine sahip olabilir.
    • Su: Canlı yaşamı için vazgeçilmezdir. Tatlı su ve tuzlu su kaynaklarının dağılımı, canlı türlerinin dağılışını doğrudan etkiler.
    • Toprak: Toprağın yapısı, mineral içeriği ve verimliliği, bitki örtüsünü ve dolayısıyla hayvan türlerini etkiler.
    • Kıtaların Kayması (Levha Tektoniği): Milyonlarca yıl süren bu jeolojik süreçler, kıtaların ayrılmasına ve birleşmesine neden olarak canlıların dağılışını ve evrimini derinden etkilemiştir.
  • Dağılışı Etkileyen Beşerî (İnsan Kaynaklı) Faktörler:
    • İnsan Faaliyetleri: Tarım, sanayi, kentleşme, ormansızlaşma, avcılık gibi faaliyetler biyoçeşitliliği azaltır veya değiştirir.
    • Hayvanların Evcilleştirilmesi: İnsanların belirli hayvan türlerini evcilleştirerek yaygınlaştırması, diğer türlerin yaşam alanlarını etkileyebilir.
    • Kanal Açılması: Süveyş Kanalı gibi yapay su yolları, farklı denizler arasındaki tür geçişlerine olanak tanıyarak ekosistemleri değiştirebilir.
    • Tropikal Yağmur Ormanlarının Tahribi: Biyoçeşitliliğin en yoğun olduğu bu alanların yok edilmesi, biyoçeşitliliğin azalmasına, oksijen üretiminin düşmesine, sel ve erozyon gibi doğal afetlerin artmasına yol açar.
  • ⚠️ Dikkat: Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe genellikle biyoçeşitlilik azalır. Bu, sıcaklık ve yağış gibi temel yaşam koşullarının değişimiyle doğrudan ilişkilidir.

♻️ Ekosistem ve Madde Döngüleri

  • Ekosistem: Belirli bir alanda bulunan canlılar (biyotik faktörler) ile cansız çevre (abiyotik faktörler) arasındaki etkileşimlerin oluşturduğu sistemdir.
  • Ekosistemi Oluşturan Öğeler:
    • Canlı (Biyotik) Öğeler:
      • Üreticiler (Ototroflar): Güneş enerjisini veya kimyasal enerjiyi kullanarak kendi besinlerini üreten canlılardır (bitkiler, algler, bazı bakteriler). Besin zincirinin ilk basamağını oluştururlar.
      • Tüketiciler (Heterotroflar): Besinlerini diğer canlılardan sağlayanlardır. Otçullar (birincil tüketiciler), etçiller (ikincil/üçüncül tüketiciler) ve hepçiller (hem bitki hem hayvan yiyenler) olarak ayrılır.
      • Ayrıştırıcılar (Saprofitler/Çürükçüller): Ölü organik maddeleri inorganik maddelere dönüştürerek madde döngüsünü sağlayan canlılardır (bakteriler, mantarlar). Besin zincirinin her basamağında yer alabilirler.
    • Cansız (Abiyotik) Öğeler: Işık, sıcaklık, su, toprak, mineraller, pH, iklim, rüzgar gibi fiziksel ve kimyasal faktörlerdir.
  • Besin Zinciri ve Besin Piramidi:
    • Canlılar arasındaki beslenme ilişkilerini gösterir. Enerji akışı üreticilerden tüketicilere doğru tek yönlüdür ve her basamakta enerjinin yaklaşık %90'ı kaybolur, %10'u bir üst basamağa aktarılır.
    • Besin piramidinde en altta üreticiler, üst basamaklarda ise sırasıyla otçullar, etçiller ve en üstte genellikle son tüketiciler yer alır. Ayrıştırıcılar ise her basamakta görev yapar.
  • Madde Döngüleri: Canlı yaşamı için gerekli olan maddelerin (su, karbon, azot, oksijen vb.) ekosistemde sürekli olarak devir daim etmesidir.
    • Azot Döngüsü: Atmosferdeki serbest azotun (N2) canlılar tarafından kullanılabilir hale getirilmesi ve tekrar atmosfere dönmesi sürecidir.
      • Baklagillerin köklerinde yaşayan azot bağlayıcı bakteriler, atmosferdeki azotu toprağa bağlayarak bitkilerin kullanabileceği azotlu bileşiklere dönüştürür. Bu durum, toprağın azot miktarını artırır.
      • Denitrifikasyon bakterileri ise topraktaki nitratları tekrar atmosferik azota çevirir.
    • Atmosferin Gaz Bileşimi: Atmosferde en çok bulunan gaz %78 ile Azot (N2), ikinci sırada %21 ile Oksijen (O2) ve %1 ile diğer gazlar (Argon, Karbondioksit, Neon vb.) yer alır.

🏞️ Biyomlar ve Canlı Adaptasyonları

  • Biyom: Benzer bitki ve hayvan topluluklarını barındıran, kendine özgü iklim ve coğrafi özelliklere sahip büyük yaşam alanlarıdır. Her biyom, kendi coğrafi şartlarına uyum sağlamış bitki ve hayvan türlerini içerir.
  • Başlıca Biyomlar ve Örnek Canlıları:
    • Çöl Biyomu: Yüksek sıcaklık, düşük yağış. Hayvanlar: Deve, çöl tilkisi, kaktüs fareleri. Bitkiler: Kaktüsler, sukulentler.
    • Savan Biyomu: Yüksek sıcaklık, yaz yağışları. Hayvanlar: Zürafa, zebra, fil, aslan. Bitkiler: Uzun boylu otlar, seyrek ağaçlar.
    • Tundra Biyomu: Düşük sıcaklık, donmuş toprak (permafrost). Hayvanlar: Ren geyiği, kutup ayısı, tilki. Bitkiler: Yosunlar, likenler, cüce çalılar.
    • Tropikal Yağmur Ormanları Biyomu: Yüksek sıcaklık, bol yağış. Biyoçeşitliliğin en fazla olduğu biyomdur. Hayvanlar: Maymun, jaguar, papağan, yılan. Bitkiler: Geniş yapraklı, her dem yeşil ağaçlar. (Kanguru Avustralya'ya özgü bir hayvandır ve genellikle savan veya çalılık biyomlarında yaşar, tropikal yağmur ormanları için tipik değildir.)
    • Tatlı Su Biyomları: Göller, akarsular, bataklıklar. Bitkiler: Saz, kamış, nilüfer. Hayvanlar: Balık, kurbağa, su kuşları.
    • Çalılık Biyomu (Maki): Akdeniz iklimi görülen yerlerde. Hayvanlar: Yaban keçisi, tavşan, tilki. Bitkiler: Zeytin, defne, kocayemiş.
  • Canlı Adaptasyonları: Canlıların yaşadıkları çevreye uyum sağlamak için geliştirdikleri kalıtsal özelliklerdir.
    • Kutup Hayvanları: Düşük sıcaklık koşullarına ve besin yetersizliğine adapte olmak zorundadırlar (kalın yağ tabakası, beyaz kürk, kısa kulaklar). Işık şiddetinin yıl boyunca fazla olması kutuplar için geçerli bir durum değildir.
    • Çöl Hayvanları: Su kıtlığına ve yüksek sıcaklıklara adapte olmuşlardır (uzun bacaklar, su depolama yeteneği, gece aktif olma).

🌊 Akarsu Ekosistemleri ve Hidroelektrik Potansiyel

  • Akarsu Bölümleri ve Canlı Çeşitliliği:
    • Yukarı Çığır (Kaynak Kesimi): Akarsuyun doğduğu yerdir. Eğim fazla, akış hızı yüksek, su soğuk ve oksijen oranı yüksektir. Biyolojik üretim ve çeşitlilik genellikle düşüktür çünkü hızlı akış ve eğim, canlıların tutunmasını zorlaştırır.
    • Orta Çığır: Eğim azalır, akış hızı yavaşlar, su ısınmaya başlar. Canlı çeşitliliği yukarı çığıra göre artar.
    • Ağız Kesimi (Aşağı Çığır): Akarsuyun denize veya göle döküldüğü yerdir. Eğim çok az, akış hızı düşüktür. Su sıcaklığı yüksek, bulanıklık fazla olabilir. Planktonlar artar, bitki ve hayvan türleri bakımından zengin olabilir ancak akışın yavaşlaması ve bulanıklık bazı türler için olumsuz olabilir.
  • Biyoçeşitliliği ve Üretimi Etkileyen Faktörler:
    • Eğim kesintileri ve çağlayanlar, akarsuyun hızlı akmasına neden olarak biyolojik üretimi ve çeşitliliği azaltır.
    • Suyun bulanık olması, ışık geçirgenliğini azaltarak fotosentezi ve birçok canlı için yaşam koşullarını olumsuz etkiler.
  • Hidroelektrik Potansiyel: Bir akarsuyun elektrik üretme potansiyelidir. Yatak eğiminin fazla olduğu, akış hızının yüksek olduğu ve debisinin (su miktarının) yeterli olduğu akarsularda hidroelektrik potansiyel daha fazladır.
    • Türkiye'deki Akarsular: Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki akarsular (Fırat, Dicle, Çoruh gibi) yüksek eğim ve debileri nedeniyle hidroelektrik potansiyeli en yüksek olanlardır. Batı Anadolu'daki akarsular (Gediz, Bakırçay, Büyük Menderes gibi) genellikle daha az eğimli ve hidroelektrik potansiyeli düşüktür. Seyhan Nehri, Çukurova'da olması ve barajlarıyla önemli bir hidroelektrik potansiyele sahiptir.
    • Çoruh Nehri: Türkiye'nin kuzeydoğusunda yer alır, hidroelektrik potansiyeli çok yüksektir. Kaynak ve ağız kesimlerinin tamamı Türkiye sınırları içinde değildir; Gürcistan'dan Karadeniz'e dökülür.
  • 💡 İpucu: Akarsu ekosistemlerinde, eğim ve akış hızı arttıkça canlıların tutunması zorlaşır ve çeşitlilik azalır. Akış yavaşladıkça ve besin birikimi arttıkça çeşitlilik artabilir, ancak aşırı bulanıklık gibi faktörler olumsuz etki yapabilir.

📜 Sulak Alanlar ve Ramsar Sözleşmesi

  • Sulak Alanlar: Doğal veya yapay, sürekli veya geçici, durgun veya akıntılı, tatlı, acı veya tuzlu suların bulunduğu, bataklık, sazlık, turbalık ve su alanlarıdır. Biyoçeşitlilik açısından zengin ve ekolojik denge için kritik öneme sahiptirler.
  • Ramsar Sözleşmesi: "Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme" olarak bilinir.
    • Amacı: Sulak alanların korunması ve akılcı kullanımını sağlamaktır.
    • Tarih: 2 Şubat 1971'de İran'ın Ramsar şehrinde imzalanmıştır.
    • Dünya Sulak Alanlar Günü: Her yıl 2 Şubat, Dünya Sulak Alanlar Günü olarak kutlanır.
    • Türkiye ve Ramsar: Türkiye, 1994 yılında bu sözleşmeye taraf olmuştur. Ülkemizde birçok sulak alan "Ramsar Alanı" statüsü kazanmıştır.
    • Örnek Ramsar Alanları: Manyas Gölü (Kuş Cenneti), Kızılırmak Deltası, Sultan Sazlığı, Göksu Deltası, Burdur Gölü, Seyfe Gölü, Uluabat Gölü, Nemrut Gölü, Gediz Deltası, Meke Tuzlası, Yumurtalık Lagünü, Akyatan Lagünü, Kuyucuk Gölü, Kızören Obruğu, Nemrut Kalderası. (Abant Gölü Ramsar alanı değildir.)
    • Ramsar Sözleşmesi, başlangıçta 12 maddeden oluşmaktaydı.
  • ⚠️ Dikkat: Ramsar alanlarının isimlerini ve genel özelliklerini bilmek, bu konudaki soruları doğru yanıtlamanıza yardımcı olacaktır.

Bu ders notu, 11. sınıf "Biyoçeşitlilik, Ekosistem ve Madde Döngüsü" konularını kapsayan testlerde karşılaşabileceğin temel kavramları ve kritik bilgileri özetlemektedir. Başarılar dileriz!

  • Cevaplanan
  • Aktif
  • Boş