11. Sınıf Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti Test 7

Soru 6 / 9

🎓 11. Sınıf Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti Test 7 - Ders Notu ve İpuçları

Bu ders notu, 11. sınıf "Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti" ünitesi kapsamında, özellikle 17. ve 18. yüzyıllardaki Osmanlı Devleti'nin iç ve dış politikalarını, Avrupa'daki önemli gelişmeleri ve bu gelişmelerin Osmanlı'ya etkilerini kapsamaktadır. Notlar, Osmanlı'nın gerileme dönemindeki diplomatik kayıplarını, toprak bütünlüğü mücadelelerini, komşu devletlerle olan ilişkilerini ve Avrupa'daki yeni siyasi ve ekonomik düzenin temellerini anlamanıza yardımcı olacaktır. 🧭

1. Osmanlı'nın 17. ve 18. Yüzyılda Diplomatik ve Askeri Gerilemesi 📉

  • Osmanlı-Avusturya İlişkileri ve Zitvatorok Antlaşması (1606):
    • Bu antlaşma, Osmanlı'nın Avrupa'daki diplomatik üstünlüğünü kaybettiği önemli bir dönüm noktasıdır. Daha önce Avusturya Arşidükü, Osmanlı Sadrazamına denk sayılırken, Zitvatorok ile Avusturya Arşidükü, protokol bakımından Osmanlı padişahına denk kabul edilmiştir. Bu durum, Osmanlı'nın uluslararası alandaki gücünün azaldığını gösterir.
    • 💡 İpucu: Zitvatorok, Osmanlı'nın Batı'da siyasi ve diplomatik gücünün zayıflamasının ilk somut göstergelerinden biridir. Öncesinde Kanuni döneminde imzalanan İstanbul Antlaşması (1533) ile Avusturya Arşidükü, Osmanlı Sadrazamına denk sayılmıştı.
  • Osmanlı-İran İlişkileri ve Doğu Sınırı Antlaşmaları:
    • Amasya Antlaşması (1555): Osmanlı Devleti ile İran arasında imzalanan ilk resmi antlaşmadır.
    • Ferhat Paşa Antlaşması (1590): Osmanlı'nın doğuda en geniş sınırlara ulaştığı antlaşmadır. Bu dönemde Tebriz, Karabağ, Gence, Şirvan gibi önemli bölgeler Osmanlı hakimiyetine girmiştir.
    • Nasuh Paşa Antlaşması (1611): Osmanlı'nın İran'a karşı toprak kaybettiği ilk antlaşmadır. Ferhat Paşa Antlaşması ile alınan yerlerin bir kısmı geri verilmiştir.
    • Serav Antlaşması (1618): Nasuh Paşa Antlaşması'nın şartlarını hafifleten, ancak yine de Osmanlı'nın doğuda toprak kaybını içeren bir antlaşmadır. Bu antlaşma, Osmanlı'nın doğuda topraklarına toprak kattığı son antlaşma DEĞİLDİR.
    • Kasr-ı Şirin Antlaşması (1639): Günümüz Türkiye-İran sınırının büyük ölçüde çizilmesinde belirleyici olan antlaşmadır. Yaklaşık 400 yıldır geçerliliğini koruyan bir sınırdır.
    • ⚠️ Dikkat: Doğu sınırındaki antlaşmaların kronolojisi ve içeriği sıkça karıştırılır. Özellikle Ferhat Paşa (en geniş sınırlar) ve Kasr-ı Şirin (bugünkü sınır) antlaşmalarının önemini iyi kavramak gerekir.
  • Osmanlı Deniz Gücünün Zayıflaması ve Karadeniz'in Kaybı:
    • Fatih Sultan Mehmet döneminde bir "Türk Gölü" haline gelen Karadeniz, 17. yüzyılda Rus tehdidiyle karşılaşmış, 18. yüzyılda ise bu özelliğini kaybetmiştir.
    • Sebepleri:
      • Osmanlı donanmasının zamanla zayıflaması ve teknolojik gelişmelere ayak uyduramaması.
      • Rusya'nın "sıcak denizlere inme" politikası ve Karadeniz'e yönelik sürekli baskısı.
      • Avusturya'nın Osmanlı aleyhine faaliyetleri, Karadeniz'in kaybında doğrudan etkili değildir; daha çok Batı cephesinde ve Balkanlarda etkilidir.
    • Önemli Donanma Kayıpları:
      • 1571 İnebahtı Deniz Savaşı: Haçlılar tarafından Osmanlı donanmasının yakılması. Osmanlı'nın Akdeniz'deki üstünlüğünü sarsmıştır.
      • 1770 Çeşme Baskını: Ruslar tarafından Osmanlı donanmasının yakılması. Karadeniz ve Akdeniz'deki Osmanlı hakimiyetine büyük darbe vurmuş, Rusya'nın bu bölgelerdeki etkinliğini artırmıştır.
    • Sonuçları: Askeri güç kaybı, Rusya'nın Karadeniz ve Akdeniz'deki etkinliğinin artması, stratejik kayıplar, sahil güvenliğinde sıkıntılar. Coğrafi Keşifler'in olumsuz etkisi ise çok daha önceki bir döneme aittir ve bu donanma kayıplarıyla doğrudan ilişkili değildir.
  • Önemli Toprak Kayıpları ve Antlaşmalar:
    • Karlofça Antlaşması (1699): Osmanlı'nın Batı'da büyük çaplı toprak kaybettiği ilk antlaşmadır. Podolya, Ukrayna, Macaristan'ın büyük kısmı, Mora Yarımadası ve Dalmaçya Kıyıları kaybedilmiştir.
    • İstanbul Antlaşması (1700): Rusya ile imzalanmış, Azak Kalesi ve civarı Rusya'ya bırakılmıştır. Bu, Rusya'nın sıcak denizlere inme politikasının ilk somut başarısıdır.
    • Prut Antlaşması (1711): Osmanlı'nın Rusya'ya karşı kazandığı önemli bir zaferdir. İstanbul Antlaşması ile kaybedilen Azak Kalesi ve civarı geri alınmıştır. Bu, Osmanlı'nın kaybettiği toprakları geri alma ümidinin kısa süreliğine canlandığı bir dönemdir.
    • 💡 İpucu: Karlofça ve İstanbul antlaşmaları Osmanlı'nın gerileme döneminin başlangıcı kabul edilirken, Prut Antlaşması bu gerileme sürecinde kazanılan nadir başarılardan biridir. Ancak bu başarı, genel gidişatı değiştirmemiştir.

2. Avrupa'daki Büyük Değişimler ve Osmanlı'ya Etkileri 🌍

  • Otuz Yıl Savaşları (1618-1648) ve Vestfalya Barışı:
    • Başlangıçta Kutsal Roma Germen İmparatorluğu'nun Alman prenslikleri üzerindeki mezhep baskıları nedeniyle çıkan bu savaşlar, zamanla tüm Avrupa'yı kapsayan ve siyasi karakter kazanan bir çatışmaya dönüşmüştür.
    • Fransa gibi Katolik bir devletin, kendi mezhebinden olan Kutsal Roma Germen İmparatorluğu'na karşı Protestan Alman prensliklerinin yanında savaşa katılması, savaşın dini boyutunun ötesine geçtiğini göstermiştir. Fransa'nın amacı, Habsburg Hanedanı'nın Avrupa'daki gücünü kırmaktı.
    • Vestfalya Barışı (1648): Otuz Yıl Savaşları'nı sona erdirmiştir.
      • Modern diplomasi ve dış politika kavramlarının temelleri atılmıştır. Devletlerarası ilişkilerde egemenlik ve toprak bütünlüğü prensipleri ön plana çıkmıştır.
      • Ulus devlet kavramının temelleri atılmıştır. Her devletin kendi toprakları üzerinde tam egemen olduğu ve başka bir güce tabi olmadığı anlayışı yaygınlaşmıştır.
      • Bireysel anlamda mezhep özgürlüğü değil, prensliklerin kendi topraklarında istedikleri mezhebi seçme hakkı (cuius regio, eius religio) kabul edilmiştir. Bireylerin mezhep özgürlüğü çok daha sonraki gelişmelerle ortaya çıkmıştır.
    • ⚠️ Dikkat: Otuz Yıl Savaşları'nın başlangıç nedeni mezhepsel olsa da, Fransa'nın katılımıyla siyasi bir nitelik kazanmıştır. Vestfalya Barışı ile gelen "ulus devlet" ve "modern diplomasi" kavramları, günümüz dünya düzeninin temellerini oluşturur.
  • Coğrafi Keşifler ve Merkantilizm:
    • Orta Çağ'da Avrupa'da zenginliğin ölçütü toprak iken, Yeni Çağ'da bu durum değişmiştir. Coğrafi Keşifler sonrası altın ve gümüş bolluğuna kavuşulmasının ardından zenginliğin ölçütü bu değerli madenler olmuştur.
    • Ortaya çıkan yeni ekonomik sisteme Merkantilizm denilmiştir. Merkantilizm, bir devletin zenginliğini sahip olduğu değerli madenlerin miktarıyla ölçen, ihracatı teşvik edip ithalatı kısıtlayan, sömürgeciliği destekleyen bir ekonomik politikadır.
    • 💡 İpucu: Coğrafi Keşifler, Avrupa'nın ekonomik yapısını kökten değiştirmiş, ticaret yollarının yönünü Atlantik'e kaydırmış ve Osmanlı'nın Akdeniz ticaretindeki önemini azaltmıştır. Merkantilizm ise Avrupa devletlerinin sömürgecilik yarışını hızlandırmıştır.

3. Osmanlı Islahat Hareketleri: Lale Devri (1718-1730) 🌷

  • Lale Devri, Patrona Halil İsyanı ile sona eren, 1718 Pasarofça Antlaşması ile başlayan bir barış ve yenilik dönemidir. Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın öncülüğünde III. Ahmed dönemine denk gelir.
  • Lale Devri'nde Yapılan Islahatlar:
    • Teknik ve Bilimsel: İlk Türk matbaasının kurulması (İbrahim Müteferrika ve Sait Efendi), Avrupa'dan teknik yeniliklerin getirilmesi.
    • Kültürel: Tercüme faaliyetlerinin artması, kütüphanelerin açılması, ilk itfaiye teşkilatının (Tulumbacılar Ocağı) kurulması.
    • Mimari: Çeşmeler, camiler, köşkler, saraylar yapılması (özellikle Barok ve Rokoko tarzında). Lale motifinin yaygınlaşması.
    • Diplomatik: Avrupa başkentlerine (Paris, Viyana vb.) ilk geçici elçiliklerin gönderilmesi. Bu elçilikler, Avrupa'daki gelişmeleri yakından takip etme amacını taşımıştır.
    • Askeri: Lale Devri'nde askeri alanda kayda değer bir ıslahat yapılmamıştır. Bu durum, dönemin en büyük eksikliklerinden biri olarak kabul edilir ve Patrona Halil İsyanı'nın nedenlerinden biri olmuştur.
  • ⚠️ Dikkat: Lale Devri'nin en önemli özelliği, askeri alanda ıslahat yapılmamasıdır. Dönemin barış ortamı ve eğlenceye düşkünlük, askeri ihtiyaçların göz ardı edilmesine yol açmıştır.

4. Rusya ve Avusturya'nın Osmanlı Üzerindeki Emelleri: Şark Meselesi'nin İlk Adımları 🇷🇺🇦🇹

  • 18. yüzyılda Avusturya ve Rusya devletleri, Osmanlı Devleti'nin zayıflığından faydalanarak Osmanlı toprakları üzerinde çeşitli projeler geliştirmişlerdir. Bu projeler, ileride "Şark Meselesi" olarak adlandırılacak büyük diplomatik sorunun ilk adımlarıdır.
  • Grek Projesi: Rusya tarafından ortaya atılan bu proje, Bizans İmparatorluğu'nu yeniden diriltme ve başına Rus çarının torununu geçirme amacı taşımıştır. Bu proje ile Rusya, İstanbul'u ele geçirmeyi ve Ortodoks dünyasının liderliğini üstlenmeyi hedeflemiştir.
  • Dakya Projesi: Avusturya ve Rusya'nın ortaklaşa geliştirdiği bu proje, Osmanlı'nın Balkan topraklarında, özellikle Eflak ve Boğdan'ı kapsayan bölgede, bu iki devletin himayesinde bir "Dakya Devleti" kurmayı öngörmüştür.
  • Sonuç: Bu projeler, Osmanlı Devleti'nin 18. yüzyılda ne kadar güçsüz bir durumda olduğunu ve Avrupalı devletlerin Osmanlı toprakları üzerindeki emellerinin ne denli ileri gittiğini açıkça göstermektedir. Bu durum, Osmanlı'nın toprak bütünlüğünün tehdit altında olduğunu ve "hasta adam" olarak görülmeye başlandığını işaret eder.
  • 💡 İpucu: Grek ve Dakya projeleri, Rusya'nın sıcak denizlere inme ve Ortodoks halkları himaye etme politikalarıyla, Avusturya'nın ise Balkanlar'da genişleme emelleriyle doğrudan ilişkilidir. Bu projeler, Osmanlı'nın parçalanma sürecinin habercisidir.

Bu ders notları, sınava hazırlanırken konuları bütüncül bir bakış açısıyla ele almana ve önemli noktaları hatırlamana yardımcı olacaktır. Başarılar dilerim! 🚀

  • Cevaplanan
  • Aktif
  • Boş