11. Sınıf Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti Test 5

Soru 8 / 12

🎓 11. Sınıf Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti Test 5 - Ders Notu ve İpuçları

Bu ders notu, 18. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin Avrupa devletleriyle olan ilişkilerini, özellikle Rusya ve Fransa ile yaşanan gelişmeleri, kapitülasyonların etkilerini ve Gerileme Dönemi'nin temel özelliklerini kapsamaktadır. Sınavda karşılaşabileceğin sorulara hazırlık için kritik antlaşmaların içeriği ve sonuçları üzerinde durulmuştur. 🌍

Osmanlı Gerileme Dönemi (18. Yüzyıl) ve Genel Özellikleri

  • Osmanlı Devleti, 17. yüzyıl sonlarından itibaren Avrupa karşısında askeri ve siyasi üstünlüğünü kaybetmeye başlamıştır. Özellikle Karlofça (1699) ve 1700 İstanbul Antlaşmaları ile büyük çapta toprak kayıpları yaşanmıştır.
  • Bu dönemde Osmanlı'nın temel dış politika amacı, kaybedilen toprakları geri alma ve eski gücüne ulaşma çabası olmuştur. Ancak bu çabalar genellikle sınırlı başarılarla sonuçlanmıştır.
  • Avrupa devletleri bilimsel, askeri ve kurumsal alanlarda hızla ilerlerken, Osmanlı Devleti'nin bu gelişmelere kapalı kalması, mevcut kurumlarını çağa göre yenilememesi ve askeri gücünü yitirmesi gerilemenin önemli nedenlerindendir.
  • ⚠️ Dikkat: Osmanlı'nın Gerileme Dönemi'ne girmesinde cihat ve gaza politikalarını terk etmesi gibi bir durum söz konusu değildir; bu politikalar devam etmiştir ancak etkinlikleri azalmıştır.

Kapitülasyonlar ve Ekonomik Etkileri

  • Kapitülasyonlar, Osmanlı Devleti'nin yabancı devletlere tanıdığı ticari, hukuki ve mali ayrıcalıklardır. İlk olarak Kanuni Sultan Süleyman döneminde Fransa'ya verilmiştir.
  • Başlangıçta Osmanlı'nın güçlü olduğu dönemlerde, Avrupa Hristiyan birliğini parçalamak ve ticareti canlandırmak amacıyla iyi niyetle verilmiş, padişahın saltanatı süresince geçerli olan geçici ayrıcalıklardı.
  • Ancak 1740 yılından itibaren kapitülasyonlar sürekli hale getirilmiş ve başka ülkelere de yayılmıştır. Bu durum, Osmanlı ekonomisi üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratmıştır.
  • Ekonomik Sonuçları:
    • Osmanlı Devleti'nin mali çöküntüye girmesine yol açmıştır.
    • Osmanlı ekonomisinin dışa bağımlı hale gelmesine neden olmuştur.
    • Fransa gibi kapitülasyonlardan yararlanan ülkelerin Osmanlı üzerindeki ekonomik baskısını artırmıştır.
    • Yerli Osmanlı tüccarları, yabancı tüccarların gümrük muafiyetleri ve ayrıcalıkları karşısında rekabet edemeyerek ekonomik sıkıntıya düşmüştür.
  • 💡 İpucu: Kapitülasyonların "sürekli" hale gelmesi, Osmanlı'nın ekonomik bağımsızlığını kaybetme yolundaki en kritik adımlardan biridir. Bu, sadece ticari bir mesele olmaktan çıkıp, devletin egemenliğini zedeleyen bir unsur haline gelmiştir.

Osmanlı-Rus İlişkileri ve Rusya'nın Amaçları (18. Yüzyıl)

  • 18. yüzyıl boyunca Rusya'nın Osmanlı Devleti ile savaşmasının temel amacı, Karadeniz üzerinden "sıcak denizlere inmek" ve bu yolla dünya ticaret yollarına ve Akdeniz'e ulaşmaktı.
  • Rusya, bu amacına ulaşmak için Panislavizm politikalarını (Slav halklarını birleştirme) ve Osmanlı topraklarındaki Ortodoks Hristiyanların koruyuculuğunu üstlenme gibi bahaneleri kullanmıştır.
  • Önemli Antlaşmalar ve Sonuçları:
    • 1700 İstanbul Antlaşması: Rusya'ya Azak Kalesi'ni bırakarak Karadeniz'deki Osmanlı egemenliğini ilk kez sarsmıştır. Rusya'nın Karadeniz'e açılma yolundaki ilk önemli adımıdır.
    • Prut Antlaşması (1711): Osmanlı Devleti'nin Rusya'ya karşı kazandığı önemli bir zaferdir. Bu antlaşma ile Azak Kalesi geri alınmış ve Rusya'nın Karadeniz'deki ilerleyişi geçici olarak durdurulmuştur. Bu başarı, Osmanlı'da kaybedilen toprakların geri alınabileceği umudunu yeşertmiştir.
    • Belgrat Antlaşmaları (1739): Osmanlı Devleti'nin Rusya ve Avusturya'ya karşı kazandığı son büyük zaferdir. Fransa'nın arabuluculuğuyla imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Rusya'nın Karadeniz'de savaş ve ticaret gemisi bulundurması engellenmiş, sıcak denizlere inme politikası bir süreliğine sekteye uğramıştır.
    • Küçük Kaynarca Antlaşması (1774): Osmanlı tarihinin en ağır antlaşmalarından biridir. Bu antlaşma ile Rusya'ya, Osmanlı egemenliğindeki Ortodoksları koruma hakkı tanınmış, ayrıca Osmanlı topraklarında konsolosluk açma ve kapitülasyonlardan yararlanma hakkı verilmiştir. Kırım bağımsız olmuş, ancak dini açıdan Osmanlı halifesine bağlı kalmıştır. Bu durum, Rusya'nın Osmanlı'nın iç işlerine karışmasının önünü açmıştır.
    • Yaş Antlaşması (1792): Kırım'ın Rusya'ya ait olduğu kesinleşmiştir. Osmanlı Devleti için Kırım'ın kaybı, Karadeniz'deki egemenliğinin tamamen sona ermesi anlamına gelmiştir.
  • ⚠️ Dikkat: Küçük Kaynarca Antlaşması, Rusya'nın "Ortodoksların koruyuculuğu" bahanesiyle Osmanlı iç işlerine müdahale etmesinin yasal zeminini oluşturmuştur. Bu madde, ilerleyen dönemlerde büyük sorunlara yol açacaktır.

Fransa'nın Osmanlı Siyasetindeki Rolü

  • Fransa, 18. yüzyılda Osmanlı Devleti ile Avrupa devletleri arasındaki ilişkilerde önemli bir arabulucu rolü üstlenmiştir.
  • Örneğin, 1724 İstanbul Antlaşması'nda İran topraklarının Osmanlı ve Rusya arasında paylaşılmasında ve 1739 Belgrat Antlaşmaları'nın imzalanmasında arabuluculuk yapmıştır.
  • Fransa'nın bu arabuluculuk faaliyetlerindeki temel amacı, Osmanlı Devleti'ne "yardım etmekten" ziyade, kendi çıkarlarını korumak ve özellikle daha önce elde ettiği kapitülasyonları sürekli hale getirmekti.
  • Ayrıca, Rusya'nın Karadeniz'deki faaliyetlerini ve Avusturya'nın Balkanlar'daki genişlemesini engelleyerek Avrupa'daki güç dengesini kendi lehine korumak da Fransa'nın hedefleri arasındaydı.
  • Fransa'nın Osmanlı'daki milliyetçilik fikirlerini desteklemesi gibi bir amacı bu dönemde söz konusu değildir; milliyetçilik akımları daha çok 19. yüzyılda etkili olacaktır.
  • 💡 İpucu: Fransa'nın arabuluculuğu genellikle "iyi niyetli" bir yardım gibi görünse de, arka planında daima kendi ekonomik ve siyasi çıkarları, özellikle de kapitülasyonların korunması ve genişletilmesi yatmaktaydı.

Osmanlı'nın Gerileme Dönemi Dış Politikası

  • Karlofça ve 1700 İstanbul Antlaşmaları ile başlayan toprak kayıpları, Osmanlı Devleti'nin dış politikasında köklü bir değişikliğe yol açmıştır.
  • Bu dönemde Osmanlı'nın önceliği, artık yeni fetihler yapmak değil, kaybedilen yerleri geri almak ve mevcut sınırlarını korumak olmuştur.
  • Prut Antlaşması ile Azak Kalesi'nin geri alınması, bu politikanın bir örneği ve başarılabileceğine dair bir umut ışığı olmuştur.
  • Ancak zamanla bu hedef de zorlaşmış ve Osmanlı, Avrupa devletleri arasındaki rekabetten faydalanarak "denge politikası" izlemeye başlamıştır.

Bu notlar, 18. yüzyıl Osmanlı siyasetinin temel dinamiklerini anlamana yardımcı olacaktır. Özellikle antlaşmaların tarihlerini, taraflarını ve en kritik maddelerini iyi öğrenmelisin. Başarılar dilerim! 🚀

  • Cevaplanan
  • Aktif
  • Boş