Sorunun Çözümü
Verilen bilgilere göre Refik Halit Karay'ın hikâyeciliği hakkında şunlar söylenebilir:
- Hikâyelerini İstanbul dışına, Anadolu ve Orta Doğu'ya taşımıştır.
- Güçlü gözlem yeteneği ve kendine özgü üslubu vardır.
- Hikâyelerinde İstanbul Türkçesini çok iyi kullanmıştır.
- Anadolu ve Orta Doğu insanının töre ve yaşamını anlatmıştır.
- Dış dünyada olup bitenleri ele almıştır.
- Gurbet temasını başarıyla işlemiştir.
Şimdi seçenekleri bu bilgiler ışığında inceleyelim:
- A) Boğaziçi'nin Anadolu kıyısındaki ıssız bir köyde geçen kış akşamı tasviri, Refik Halit Karay'ın Anadolu'ya yönelişini ve güçlü gözlem yeteneğini yansıtır.
- B) Hilmi'nin Halep'e gitmesi ve orada arkadaşıyla buluşma düşüncesi, yazarın Orta Doğu insanının yaşamını ve dış dünyadaki olayları ele almasına uygun düşer.
- C) Dul Ayşe ve çocuklarının yağmur altında at sırtında yolculuğu, Anadolu insanının yaşamından bir kesit sunar ve yazarın gözlem gücünü gösterir.
- D) Dağın eteğindeki lise, öğrencilik anıları, son sınıf öğrencileri ve müze bahçesindeki heykeller gibi detaylar içeren bu metin, daha çok kişisel bir anı veya belirli bir eğitim kurumuna odaklanmış bir anlatı izlenimi vermektedir. Refik Halit Karay'ın genel olarak Anadolu ve Orta Doğu insanının töreleri, yaşamları, gurbet teması ve dış dünya olaylarına odaklanan geniş kapsamlı hikâyecilik anlayışıyla doğrudan örtüşmemektedir. Bu metin, yazarın genel tematik ve coğrafi ilgi alanlarından ziyade, belirli bir kuruma ve oradaki öğrencilik yıllarına dair nostaljik bir bakış açısı sunar.
- E) Odun kıtlığı, hamamın kapanması ve Maslak'taki ormanla ilgili söylentiler, İstanbul'daki sosyal ve ekonomik sorunları, yerel inançları yansıtır. Bu da yazarın toplumsal gözlemlerine ve dış dünyadaki olaylara olan ilgisine uygundur.
Bu durumda, D seçeneğindeki metin, Refik Halit Karay'ın yukarıda belirtilen hikâyecilik özelliklerinden en uzak olanıdır.
Cevap D seçeneğidir.