✅ 10. Sınıf Felsefe: Din felsefesi, Bilim felsefesi Test Çöz
🚀 Teste Hazır mısın?
Öğrendiklerini pekiştirmek ve kendini denemek için harika bir fırsat! Soruları dikkatlice oku ve çözümlere göz atmayı unutma.
✅ 10. Sınıf Felsefe: Din felsefesi, Bilim felsefesi Testi
Evreni yaratan üstün bir gücün varlığını kabul etmekle birlikte, bu gücün yaratma eyleminden sonra evrene müdahale etmediğini, vahiy göndermediğini ve peygamberler aracılığıyla insanlarla iletişim kurmadığını savunan felsefi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
A) TeizmB) Deizm
C) Panteizm
D) Ateizm
E) Agnostisizm
Bilimi, bilim insanlarının ortaya koyduğu bitmiş çalışmalar, teoriler ve kanunlar bütünü olarak ele alan; onu anlamak için de bu ortaya çıkan metinlerin mantıksal analizinin yapılması gerektiğini savunan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
A) Etkinlik olarak bilimB) Ürün olarak bilim
C) Paradigma yaklaşımı
D) Sezgicilik
E) Hermeneutik
Tanrı'nın varlığı veya yokluğu hakkında kesin bir bilgiye ulaşmanın insan aklı için mümkün olmadığını, bu nedenle bu konuda bir yargıda bulunmaktan kaçınmak gerektiğini savunan "bilinemezcilik" akımı aşağıdakilerden hangisidir?
A) TeizmB) Ateizm
C) Panteizm
D) Agnostisizm
E) Deizm
Bilimsel bilginin, araştırmacının kişisel inanç, duygu ve ön yargılarından bağımsız olarak, incelediği nesnenin gerçekliğine uygun bir şekilde ortaya konulması özelliğine ne ad verilir?
A) NesnellikB) Öznellik
C) Tutarlılık
D) Birikimli olma
E) Seçicilik
"Evrende var olan her şeyin var oluşunun bir nedeni vardır. Hiçbir şey kendi kendinin nedeni olamaz. Bu nedenler zinciri geriye doğru sonsuza kadar gidemeyeceğine göre, tüm bu nedenler zincirini başlatan, kendisi nedensiz olan bir 'İlk Neden' olmalıdır. Bu ilk neden Tanrı'dır."
Bu parçada açıklanan ve Tanrı'nın varlığını kanıtlamaya çalışan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
B) Kozmolojik kanıt
C) Teleolojik kanıt
D) Ahlak kanıtı
E) Kötülük kanıtı
Thomas Kuhn'a göre bilim, düz çizgisel bir şekilde sürekli ilerleyen bir süreç değildir. Bilim, belirli dönemlerde bilim insanları topluluğu tarafından kabul gören ortak bir bakış açısı, inançlar ve yöntemler bütünü çerçevesinde yapılır. Bu ortak bakış açısı zamanla karşılaşılan yeni sorunları çözemez hale geldiğinde bir bunalım dönemi başlar ve yeni bir bakış açısına geçilir.
Kuhn'un bahsettiği, bilim insanlarının ortaklaşa paylaştığı bu "bakış açısı, inanç ve yöntemler bütününe" verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
B) Paradigma
C) Teori
D) Dogma
E) Yanlışlanabilirlik
Din felsefesinde Tanrı-evren ilişkisini açıklayan iki görüş şu şekildedir:
I. Tanrı ile evren bir ve aynıdır. Doğadaki her şey Tanrı'nın bir parçasıdır ve Tanrı evrenin kendisidir.
II. Her şey Tanrı'dadır ancak Tanrı evrenden ibaret değildir; evreni aşan, ondan daha büyük ve aşkın bir yapıya sahiptir.
Buna göre, özellikleri verilen bu iki görüş sırasıyla aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
B) Panteizm - Panenteizm
C) Panenteizm - Panteizm
D) Teizm - Ateizm
E) Panteizm - Deizm
Karl Popper, bilimsel bir kuramın değerini belirleyen ölçütün onun "doğrulanabilirliği" değil, "yanlışlanabilirliği" olduğunu savunur. Ona göre, ne kadar çok beyaz kuğu görürsek görelim "Bütün kuğular beyazdır" önermesini kesin olarak doğrulayamayız; çünkü gelecekte siyah bir kuğuyla karşılaşma ihtimalimiz her zaman mevcuttur. Ancak tek bir siyah kuğu görmek bu önermeyi yanlışlamaya yeterlidir. Bu yüzden bilim, doğrulamalarla değil, yanlışlamalarla ilerler.
Buna göre Karl Popper'ın bilimsel yöntem anlayışı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
B) Tümevarım yöntemi bilimsel kesinliği sağlamanın tek yoludur.
C) Bir kuramın bilimsel olması, onun hangi koşullarda yanlış olduğunu gösterebilme imkanına bağlıdır.
D) Bilimsel bilgi, olguların birikmesiyle doğrusal bir şekilde ilerler.
E) Metafizik önermeler de yanlışlanabildikleri için bilimsel kabul edilmelidir.
"Eğer Tanrı mutlak olarak iyi ve her şeye gücü yeten bir varlıksa, dünyadaki bunca acı, felaket ve kötülük neden var? Tanrı kötülüğü engellemek istiyor da gücü mü yetmiyor, yoksa gücü yetiyor da engellemek mi istemiyor?"
Felsefe tarihinde Tanrı'nın varlığına karşı bir argüman olarak sunulan ve yukarıdaki sorular etrafında şekillenen tartışma aşağıdakilerden hangisiyle adlandırılır?
B) Kötülük problemi
C) Teleolojik problem
D) İlk neden problemi
E) Ruhun ölümsüzlüğü problemi
Bilim ve felsefe, evreni ve insanı anlama çabasında ortak bir amaca hizmet etseler de yöntem, amaç ve yapı bakımından birbirlerinden ayrılırlar.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi felsefeyi bilimden ayıran temel özelliklerden biridir?
B) Evrensel nitelikte sorular sorması
C) Olgusal ve deneysel yöntemlerle sonuçlarını test etmesi
D) Refleksif ve öznel bir yapıya sahip olması
E) Merak ve hayret duygusundan yola çıkması
Anselmus tarafından sistemleştirilen bu kanıta göre, zihnimizde "kendisinden daha yetkini tasarlanamayan bir varlık" (Tanrı) kavramı mevcuttur. Eğer bu en yetkin varlık sadece zihnimizde var olsaydı, gerçek dünyada da var olan başka bir varlık ondan daha yetkin olurdu. Bu durum mantıksal bir çelişki yaratır. Dolayısıyla, en yetkin varlık kavramı, zorunlu olarak dış dünyadaki gerçek var oluşu da içermelidir.
Bu parçada açıklanan Tanrı'nın varlığı kanıtı aşağıdakilerden hangisidir?
B) Düzen ve amaç kanıtı
C) Ontolojik kanıt
D) Ahlak kanıtı
E) Dini tecrübe kanıtı
Bir felsefe öğretmeni tahtaya şu iki görüşü yazar:
Görüş $ X $:* "Evren, mükemmel bir saat gibi tıkır tıkır işleyen mekanik bir sistemdir. Bu saati yapan bir usta vardır ancak usta işini bitirdikten sonra saate bir daha dokunmamıştır."
Görüş $ Y $:* "Ressam ile resmi birbirinden ayıramazsınız. Resimdeki her fırça darbesi ressamın kendisidir; ressam resmin içinde erimiştir, dışarıda bir ressam yoktur."
Bu iki felsefi görüşün Tanrı-evren ilişkisi açısından savunduğu temel düşünceler analiz edildiğinde, aşağıdakilerden hangisi doğru bir değerlendirmedir?
B) Görüş $ X $ Tanrı'nın evrene sürekli müdahale ettiğini savunurken, Görüş $ Y $ Tanrı'nın evrenden tamamen bağımsız olduğunu savunur.
C) Görüş $ X $ Tanrı'nın evrenden ayrı ve aşkın olduğunu fakat evrene müdahale etmediğini (Deizm) savunurken; Görüş $ Y $ Tanrı ile evreni özdeşleştiren içkin (Panteizm) bir anlayışı savunur.
D) Her iki görüş de Tanrı'nın varlığını reddeden ateist bir temele dayanmaktadır.
E) Görüş $ X $ Tanrı'nın bilinemeyeceğini (Agnostisizm) savunurken, Görüş $ Y $ Tanrı'nın tek olduğunu (Monoteizm) savunur.
Mantıkçı pozitivistler (ürün olarak bilim yaklaşımı), bilimin olgusal doğrulamalar yoluyla birikerek (kümülatif) ilerlediğini savunurlar. Onlara göre bilimsel bir önerme, duyu verileriyle doğrudan ya da dolaylı olarak doğrulanabildiği sürece anlamlıdır. Buna karşın Thomas Kuhn, bilimin doğrusal ve birikimli bir şekilde ilerlemediğini; aksine bilimsel devrimler yoluyla, yani paradigmaların birbirini yıkıp geçmesiyle (kesintili) ilerlediğini iddia eder. Kuhn'a göre yeni bir paradigma, eskisinin üzerine inşa edilmez; onun yerine geçer ve dünyayı tamamen farklı kavramlarla açıklar.
Bu iki yaklaşımın bilimsel ilerleme anlayışları karşılaştırıldığında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
B) Pozitivistler bilimi kesintili ve devrimsel bir süreç olarak görürken, Kuhn bilimi kesintisiz bir birikim süreci olarak tanımlar.
C) Mantıkçı pozitivizm bilimi nesnel bir ürün olarak rasyonel analizlerle açıklarken; Kuhn, bilimi bilim insanları topluluğunun inanç ve uzlaşımlarını içeren sosyolojik bir etkinlik olarak ele alır.
D) Her iki yaklaşım da bilimsel bilginin mutlak ve değişmez doğrulara ulaştığı konusunda hemfikirdir.
E) Kuhn'un paradigma değişimi fikri, mantıkçı pozitivizmin doğrulanabilirlik ilkesinin mantıksal bir uzantısıdır.
Bilim, "Nasıl?" sorusuyla ilgilenerek fiziksel evrendeki olguların işleyiş yasalarını, neden-sonuç ilişkilerini deneysel yöntemlerle açıklamaya çalışır. Din ise daha çok "Niçin?" sorusuna odaklanarak varoluşun amacını, hayatın anlamını ve ahlaki değerlerin kaynağını vahiy ve inanç temelinde açıklar. Felsefe tarihi boyunca bu iki alanın ilişkisi üzerine farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bazı düşünürler her iki alanın tamamen farklı alanlara (biri olgulara, diğeri değerlere) hitap ettiğini ve çatışamayacağını savunurken (bağımsızlık modeli), bazıları ise aralarında zorunlu bir çatışma veya uzlaşı olduğunu iddia etmiştir.
Bu açıklamadan yola çıkılarak din ve bilimin epistemolojik (bilgi felsefesi açısından) sınırları hakkında yapılabilecek en kapsamlı ve doğru değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?
B) Bilimin olgusal ve yöntemsel sınırları fiziksel evrenle sınırlıyken; din, metafiziksel ve varoluşsal sorulara inançsal bir çerçeve sunduğundan, her iki disiplinin bilgi üretme zeminleri ve amaçları farklıdır.
C) Bilimsel gelişmeler ilerledikçe dinin sorduğu soruların ve sunduğu açıklamaların felsefi değeri tamamen ortadan kalkmaktadır.
D) Din, bilimin deneysel yöntemlerini denetleyen ve ona yön veren üst bir bilgi otoritesi olarak kabul edilmelidir.
E) Felsefe, din ve bilimin her ikisini de dogmatik unsurlar barındırdıkları gerekçesiyle rasyonel bilgi alanı dışında tutar.
Cevap Anahtarı ve Detaylı Çözümler İçin QR Kodu Okutun
https://www.eokultv.com/atolye/10-sinif-felsefe-din-felsefesi-bilim-felsefesi/testler