🎓 8. Sınıf (Lgs)
📚 8. Sınıf Din Kültürü
💡 8. Sınıf Din Kültürü: 2. Dönem 1. Yazılı 5. Prova Çözümlü Örnekler
8. Sınıf Din Kültürü: 2. Dönem 1. Yazılı 5. Prova Çözümlü Örnekler
Örnek 1:
Kader ve kaza kavramları, İslam inancının temel direklerinden biridir. Kader, Allah'ın her şeyi önceden bilmesi ve takdir etmesi iken, kaza ise bu takdir edilen şeyin zamanı gelince gerçekleşmesidir. İnsan, bu inanç çerçevesinde irade ve sorumluluk sahibidir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi insanın irade ve sorumluluğu ile doğrudan ilişkilidir?
a) Depremin meydana gelmesi
b) Mevsimlerin değişimi
c) Bir öğrencinin derslerine çalışıp başarılı olması
d) Güneş'in doğuşu ve batışı
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi insanın irade ve sorumluluğu ile doğrudan ilişkilidir?
a) Depremin meydana gelmesi
b) Mevsimlerin değişimi
c) Bir öğrencinin derslerine çalışıp başarılı olması
d) Güneş'in doğuşu ve batışı
Çözüm:
- 📌 Bu soruda, kader ve kaza kavramlarının yanı sıra insanın irade ve sorumluluğu üzerinde durulmaktadır.
- 👉 Seçenekleri inceleyelim:
- a) Depremin meydana gelmesi: Bu, Allah'ın koyduğu fiziksel yasalara göre gerçekleşen bir olaydır ve insanın iradesiyle doğrudan ilişkili değildir.
- b) Mevsimlerin değişimi: Bu da evrendeki biyolojik ve fiziksel yasalara göre gerçekleşen bir durumdur.
- c) Bir öğrencinin derslerine çalışıp başarılı olması: Bu durum, öğrencinin kendi çabası, iradesi ve sorumluluğu sonucunda ortaya çıkar. Başarı veya başarısızlık, insanın tercihleri ve gayretiyle doğrudan bağlantılıdır.
- d) Güneş'in doğuşu ve batışı: Bu da Allah'ın evrene koyduğu fiziksel yasalara tabidir.
- ✅ Dolayısıyla, doğru cevap c seçeneğidir. İnsan, kendi seçimleri ve gayretleriyle hayatını şekillendirir ve bunlardan sorumlu tutulur.
Örnek 2:
İslam'ın beş şartından biri olan zekât, zengin Müslümanların mallarından belirli bir oranı, Kur'an'da belirtilen ihtiyaç sahiplerine vermesidir. Bu ibadet, toplumsal yardımlaşma ve dayanışmayı güçlendirir, servetin adil dağılımına katkı sağlar.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi zekât verilebilecek kişiler arasında yer almaz?
a) Fakirler ve miskinler
b) Borçlular
c) Yolda kalmışlar
d) Kendi anne, baba ve çocukları
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi zekât verilebilecek kişiler arasında yer almaz?
a) Fakirler ve miskinler
b) Borçlular
c) Yolda kalmışlar
d) Kendi anne, baba ve çocukları
Çözüm:
- 📌 Zekât, belirli şartları taşıyan mallardan, Kur'an-ı Kerim'de belirtilen sekiz sınıf insana verilir. Ancak bazı yakın akrabalara zekât verilmez.
- 👉 Seçenekleri inceleyelim:
- a) Fakirler ve miskinler: Bunlar zekâtın en temel alıcılarıdır.
- b) Borçlular: Borcunu ödeyemeyenler zekât alabilirler.
- c) Yolda kalmışlar: Memleketine dönemeyen veya maddi sıkıntı çeken yolculara zekât verilebilir.
- d) Kendi anne, baba ve çocukları: Bir kişi, bakmakla yükümlü olduğu kendi anne, baba, dede, nine gibi üst soyuna ve çocukları, torunları gibi alt soyuna zekât veremez. Çünkü zaten onların geçimini sağlamakla yükümlüdür ve bu, zekâtın ruhuna aykırıdır.
- ✅ Doğru cevap d seçeneğidir.
Örnek 3:
Sadaka, Allah rızası için yapılan her türlü iyilik ve yardımdır. Maddi olabileceği gibi manevi de olabilir. Bir gülümseme, yoldan bir taşı kaldırmak, ilim öğretmek gibi davranışlar da sadaka kapsamına girer. Özellikle "sadaka-i cariye" kavramı, faydası devam eden sadakaları ifade eder.
Aşağıdakilerden hangisi sadaka-i cariye kapsamında değerlendirilebilecek bir davranıştır?
a) Bir fakire bir defaya mahsus yemek vermek
b) Yolda gördüğü bir arkadaşına selam vermek
c) Bir okul veya cami inşa ettirmek
d) Hasta birini ziyaret etmek
Aşağıdakilerden hangisi sadaka-i cariye kapsamında değerlendirilebilecek bir davranıştır?
a) Bir fakire bir defaya mahsus yemek vermek
b) Yolda gördüğü bir arkadaşına selam vermek
c) Bir okul veya cami inşa ettirmek
d) Hasta birini ziyaret etmek
Çözüm:
- 📌 Sadaka-i cariye, kişinin vefatından sonra bile amel defterine sevap yazılmaya devam eden sadaka türüdür. Yani, faydası sürekli olan ve insanlara uzun süre hizmet eden iyiliklerdir.
- 👉 Seçenekleri inceleyelim:
- a) Bir fakire bir defaya mahsus yemek vermek: Bu güzel bir sadakadır ancak faydası anlıktır, sürekli değildir.
- b) Yolda gördüğü bir arkadaşına selam vermek: Bu da manevi bir sadakadır, güzel bir davranıştır ama sürekli bir fayda sağlamaz.
- c) Bir okul veya cami inşa ettirmek: Bu tür yapılar, inşa edildikten sonra uzun yıllar boyunca insanlara eğitim, ibadet ve sosyal fayda sağlar. Yaptıran kişinin vefatından sonra bile bu faydalar devam ettiği sürece sevabı da devam eder. Bu, sadaka-i cariyenin en güzel örneklerindendir.
- d) Hasta birini ziyaret etmek: Bu da manevi bir sadakadır, güzel bir davranıştır ama sürekli bir fayda sağlamaz.
- ✅ Doğru cevap c seçeneğidir.
Örnek 4:
Hz. Muhammed (s.a.v.), peygamberliğinden önce de Mekke toplumunda "el-Emin" lakabıyla tanınan, dürüst ve güvenilir bir insandı. Bu lakap, onun sözlerinde ve davranışlarında asla yalan söylememesinden, emanete hıyanet etmemesinden ve her zaman doğruyu söylemesinden kaynaklanıyordu. Hatta düşmanları bile ona güvenir, değerli eşyalarını ona emanet ederlerdi.
Bu metinden hareketle, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) "el-Emin" kişiliği hakkında aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılamaz?
a) Toplum içinde saygın bir konuma sahip olduğu
b) Düşmanlarının bile ona güvendiği
c) Sadece peygamberlik döneminde bu özelliği kazandığı
d) Söz ve davranışlarında tutarlı olduğu
Bu metinden hareketle, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) "el-Emin" kişiliği hakkında aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılamaz?
a) Toplum içinde saygın bir konuma sahip olduğu
b) Düşmanlarının bile ona güvendiği
c) Sadece peygamberlik döneminde bu özelliği kazandığı
d) Söz ve davranışlarında tutarlı olduğu
Çözüm:
- 📌 Bu yeni nesil soruda, verilen metni dikkatlice okuyup çıkarım yapmamız ve metinde yer almayan veya metne ters düşen seçeneği bulmamız isteniyor.
- 👉 Metni analiz edelim:
- "Peygamberliğinden önce de Mekke toplumunda 'el-Emin' lakabıyla tanınan..." ifadesi, onun peygamberlikten önce de bu özelliğe sahip olduğunu gösterir.
- "Dürüst ve güvenilir bir insandı... sözlerinde ve davranışlarında asla yalan söylememesinden, emanete hıyanet etmemesinden... Hatta düşmanları bile ona güvenir, değerli eşyalarını ona emanet ederlerdi." ifadeleri, onun güvenilirliğini ve saygınlığını vurgular.
- 👉 Seçenekleri değerlendirelim:
- a) Toplum içinde saygın bir konuma sahip olduğu: "el-Emin" lakabı ve düşmanlarının bile ona güvenmesi, bu çıkarımı destekler.
- b) Düşmanlarının bile ona güvendiği: Metinde açıkça "Hatta düşmanları bile ona güvenir..." şeklinde belirtilmiştir.
- c) Sadece peygamberlik döneminde bu özelliği kazandığı: Metinde "peygamberliğinden önce de... tanınan" ifadesiyle bu seçeneğin yanlış olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu özelliğini peygamberlikten önce de taşımaktaydı.
- d) Söz ve davranışlarında tutarlı olduğu: "Sözlerinde ve davranışlarında asla yalan söylememesinden, emanete hıyanet etmemesinden..." ifadeleri, tutarlılığını gösterir.
- ✅ Dolayısıyla, metinden yapılamayacak çıkarım c seçeneğidir.
Örnek 5:
Ayşe Hanım, her sabah işe giderken komşusu Ali Bey'i selamlar, hal hatır sorar. Akşam eve döndüğünde ise apartman kapısında karşılaştığı yaşlı teyzeye poşetlerini taşımakta yardım eder. Hafta sonları ise huzurevinde gönüllü olarak yaşlılarla sohbet eder, onlara kitap okur. Ayşe Hanım'ın bu davranışları, çevresindeki herkes tarafından takdirle karşılanır.
Ayşe Hanım'ın bu davranışları, İslam dininin hangi temel prensiplerini günlük hayatta uyguladığını göstermektedir?
a) Sadece namaz kılmak ve oruç tutmak
b) Ticarette kâr elde etmek
c) Güzel ahlak, yardımlaşma ve komşuluk ilişkilerine önem vermek
d) Sadece kendini düşünmek
Ayşe Hanım'ın bu davranışları, İslam dininin hangi temel prensiplerini günlük hayatta uyguladığını göstermektedir?
a) Sadece namaz kılmak ve oruç tutmak
b) Ticarette kâr elde etmek
c) Güzel ahlak, yardımlaşma ve komşuluk ilişkilerine önem vermek
d) Sadece kendini düşünmek
Çözüm:
- 📌 Bu günlük hayattan örnek sorusu, İslam dininin ahlaki ve sosyal yönlerinin yaşamdaki yansımalarını değerlendirmemizi istiyor.
- 👉 Ayşe Hanım'ın davranışlarını inceleyelim:
- Komşusunu selamlamak, hal hatır sormak: Komşuluk ilişkilerine önem vermek.
- Yaşlı teyzeye yardım etmek: Yardımlaşma ve büyüklere saygı.
- Huzurevinde gönüllü olmak, yaşlılarla sohbet etmek: Sosyal sorumluluk, merhamet ve yardımlaşma.
- Bu davranışların hepsi, İslam'ın emrettiği güzel ahlak değerleriyle örtüşmektedir.
- 👉 Seçenekleri değerlendirelim:
- a) Sadece namaz kılmak ve oruç tutmak: Ayşe Hanım'ın davranışları ibadetlerle sınırlı değil, sosyal ve ahlaki yönleri de kapsıyor.
- b) Ticarette kâr elde etmek: Ayşe Hanım'ın davranışları ticarî bir amaç taşımıyor.
- c) Güzel ahlak, yardımlaşma ve komşuluk ilişkilerine önem vermek: Ayşe Hanım'ın tüm davranışları bu prensiplerle birebir örtüşmektedir.
- d) Sadece kendini düşünmek: Tam tersine, Ayşe Hanım başkalarını düşünen, fedakâr biridir.
- ✅ Doğru cevap c seçeneğidir. İslam dini, ibadetlerin yanı sıra güzel ahlakı, toplumsal ilişkilerde yardımlaşma ve dayanışmayı da büyük önem verir.
Örnek 6:
Kuran-ı Kerim, insanlığa gönderilmiş son ilahi kitaptır ve Hz. Muhammed'e (s.a.v.) vahyedilmiştir. O, sadece bir ibadet kitabı değil, aynı zamanda hayatın her alanında rehberlik eden bir kılavuzdur. İçerisinde inanç esaslarından ahlaki ilkelere, sosyal yaşam kurallarından hukuki düzenlemelere kadar birçok konu bulunur.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Kuran-ı Kerim'in temel konularından biri değildir?
a) Tevhid (Allah'ın birliği)
b) İbadetler (Namaz, oruç, zekât vb.)
c) Uzay bilimleri ve astronomi detayları
d) Ahlaki prensipler ve güzel davranışlar
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Kuran-ı Kerim'in temel konularından biri değildir?
a) Tevhid (Allah'ın birliği)
b) İbadetler (Namaz, oruç, zekât vb.)
c) Uzay bilimleri ve astronomi detayları
d) Ahlaki prensipler ve güzel davranışlar
Çözüm:
- 📌 Kuran-ı Kerim, insanlığın dünya ve ahiret mutluluğu için gönderilmiş bir rehberdir. Temel konuları arasında inanç, ibadet, ahlak ve sosyal hayat düzenlemeleri yer alır.
- 👉 Seçenekleri inceleyelim:
- a) Tevhid (Allah'ın birliği): Kuran'ın en temel mesajı ve inanç esaslarının başında gelir.
- b) İbadetler (Namaz, oruç, zekât vb.): Kuran, müminlere yapmaları gereken ibadetleri emreder ve açıklar.
- c) Uzay bilimleri ve astronomi detayları: Kuran, evrenin yaratılışı ve işleyişi hakkında genel bilgiler verir, insanı düşünmeye sevk eder ancak detaylı bilimsel teoriler veya formüller içermez. Kuran bir bilim kitabı değil, bir hidayet kitabıdır.
- d) Ahlaki prensipler ve güzel davranışlar: Kuran, dürüstlük, adalet, merhamet, sabır gibi birçok ahlaki değeri emreder.
- ✅ Doğru cevap c seçeneğidir. Kuran, bilimsel detaylar vermek yerine, insanı evreni ve kendini tefekküre davet eder.
Örnek 7:
"Zenginlerin mallarında fakirlerin de bir hakkı vardır." (Zâriyât Suresi, 19. ayet)
Bu ayet, İslam dininin paylaşma ve yardımlaşmaya verdiği önemi açıkça ortaya koymaktadır. Zekât ve sadaka gibi ibadetler, bu hakkın yerine getirilmesini sağlayarak toplumsal dengeyi korur, insanlar arasındaki sevgi ve kardeşlik bağlarını güçlendirir.
Yukarıdaki ayet ve açıklamadan hareketle, zekât ve sadakanın toplumsal faydaları hakkında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
a) Toplumda gelir dağılımı adaletsizliğini azaltır.
b) Zenginlerin sadece kendi çıkarlarını düşünmesini sağlar.
c) Sosyal dayanışma ve kaynaşmayı artırır.
d) Kardeşlik ve sevgi bağlarını güçlendirir.
Bu ayet, İslam dininin paylaşma ve yardımlaşmaya verdiği önemi açıkça ortaya koymaktadır. Zekât ve sadaka gibi ibadetler, bu hakkın yerine getirilmesini sağlayarak toplumsal dengeyi korur, insanlar arasındaki sevgi ve kardeşlik bağlarını güçlendirir.
Yukarıdaki ayet ve açıklamadan hareketle, zekât ve sadakanın toplumsal faydaları hakkında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
a) Toplumda gelir dağılımı adaletsizliğini azaltır.
b) Zenginlerin sadece kendi çıkarlarını düşünmesini sağlar.
c) Sosyal dayanışma ve kaynaşmayı artırır.
d) Kardeşlik ve sevgi bağlarını güçlendirir.
Çözüm:
- 📌 Bu yeni nesil soruda, verilen ayet ve açıklamadan yola çıkarak zekât ve sadakanın toplumsal faydaları hakkında doğru çıkarımları yapmamız ve ulaşılamayacak yargıyı bulmamız gerekiyor.
- 👉 Ayet ve açıklama, zekât ve sadakanın temel amacının "fakirlerin hakkını vermek", "toplumsal dengeyi korumak", "sevgi ve kardeşlik bağlarını güçlendirmek" olduğunu vurguluyor.
- 👉 Seçenekleri değerlendirelim:
- a) Toplumda gelir dağılımı adaletsizliğini azaltır: Fakirlerin hakkının verilmesi, servetin belirli ellerde toplanmasını engeller ve gelir dağılımında adaleti sağlamaya yardımcı olur. Bu yargıya ulaşılır.
- b) Zenginlerin sadece kendi çıkarlarını düşünmesini sağlar: Zekât ve sadaka, zenginleri başkalarını düşünmeye, mallarını paylaşmaya teşvik eder. Bu, "sadece kendi çıkarlarını düşünme" anlayışının tam tersidir. Bu yargıya ulaşılamaz.
- c) Sosyal dayanışma ve kaynaşmayı artırır: Paylaşma ve yardımlaşma, insanlar arasında dayanışmayı ve birlikte yaşama bilincini güçlendirir. Bu yargıya ulaşılır.
- d) Kardeşlik ve sevgi bağlarını güçlendirir: Metinde açıkça "insanlar arasındaki sevgi ve kardeşlik bağlarını güçlendirir" ifadesi yer almaktadır. Bu yargıya ulaşılır.
- ✅ Dolayısıyla, verilen metinden ulaşılamayacak yargı b seçeneğidir.
Örnek 8:
Tevekkül, bir işi yaparken tüm gayreti gösterdikten sonra sonucunu Allah'a bırakmak, O'na güvenmek ve dayanmaktır. Bu, tembellik etmek veya hiçbir çaba göstermeden sonucu beklemek anlamına gelmez. Aksine, üzerine düşeni en iyi şekilde yaptıktan sonra kalben Allah'a sığınmaktır.
Aşağıdaki davranışlardan hangisi doğru tevekkül anlayışına uygun değildir?
a) Bir çiftçinin tarlasını sürüp ektikten sonra yağmur için Allah'a dua etmesi
b) Bir öğrencinin sınava çok iyi hazırlanıp sonra Allah'tan başarı dilemesi
c) Bir hastanın tedavi olmayı reddedip sadece Allah'tan şifa beklemesi
d) Bir esnafın işini dürüstçe yapıp rızkını Allah'tan beklemesi
Aşağıdaki davranışlardan hangisi doğru tevekkül anlayışına uygun değildir?
a) Bir çiftçinin tarlasını sürüp ektikten sonra yağmur için Allah'a dua etmesi
b) Bir öğrencinin sınava çok iyi hazırlanıp sonra Allah'tan başarı dilemesi
c) Bir hastanın tedavi olmayı reddedip sadece Allah'tan şifa beklemesi
d) Bir esnafın işini dürüstçe yapıp rızkını Allah'tan beklemesi
Çözüm:
- 📌 Doğru tevekkül anlayışı, kişinin üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdikten sonra Allah'a teslim olmasıdır. "Önce tedbir, sonra tevekkül" prensibi esastır.
- 👉 Seçenekleri inceleyelim:
- a) Bir çiftçinin tarlasını sürüp ektikten sonra yağmur için Allah'a dua etmesi: Çiftçi üzerine düşeni (sürme, ekme) yapmıştır, sonrası Allah'ın takdiridir. Bu, doğru tevekküldür.
- b) Bir öğrencinin sınava çok iyi hazırlanıp sonra Allah'tan başarı dilemesi: Öğrenci üzerine düşeni (çalışma) yapmıştır, sonuç Allah'ın takdiridir. Bu da doğru tevekküldür.
- c) Bir hastanın tedavi olmayı reddedip sadece Allah'tan şifa beklemesi: Bu durum, kişinin üzerine düşen "tedavi olma, doktora gitme" sorumluluğunu yerine getirmemesidir. Allah'ın verdiği akıl ve imkanları kullanmamaktır. Bu, yanlış tevekkül anlayışıdır. İslam, tedaviyi ve çabayı emreder.
- d) Bir esnafın işini dürüstçe yapıp rızkını Allah'tan beklemesi: Esnaf üzerine düşeni (dürüstçe iş yapma) yapmıştır, rızık Allah'tandır. Bu, doğru tevekküldür.
- ✅ Dolayısıyla, doğru tevekkül anlayışına uygun olmayan davranış c seçeneğidir.
Daha Fazla Soru ve İçerik İçin QR Kodu Okutun
https://www.eokultv.com/atolye/8-sinif-din-kulturu-2-donem-1-yazili-5-prova/sorular