✅ 6. Sınıf Fen Bilimleri: Biyoçeşitliliği tehdit eden faktörleri araştırma verilerine dayalı tahmin edebilme Test Çöz
✅ 6. Sınıf Fen Bilimleri: Biyoçeşitliliği tehdit eden faktörleri araştırma verilerine dayalı tahmin edebilme Testi
Bir bölgedeki biyoçeşitliliği (canlı çeşitliliğini) tehdit eden faktörlerin belirlenmesi, doğanın korunması açısından oldukça önemlidir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi biyoçeşitliliği doğrudan olumsuz etkileyen ve tehdit eden bir faktördür?
B) Kontrolsüz ve düzensiz kentleşme ile doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesi
C) Belirli bölgelerin milli park ilan edilerek koruma altına alınması
D) Enerji üretiminde rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir kaynakların tercih edilmesi
Bir gölde yaşayan balık türlerinin sayısını araştıran bir bilim insanı, göldeki balık çeşitliliğinin son yıllarda hızla azaldığını tespit etmiştir. Araştırma verilerine göre, gölde üreme dönemlerinde yoğun bir şekilde kaçak avcılık yapıldığı belirlenmiştir.
Bu araştırma verisine dayanarak, göldeki biyoçeşitliliğin azalmasının temel sebebi aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
B) Göldeki su miktarının doğal yollarla artması
C) Göl çevresindeki bitki örtüsünün zenginleşmesi
D) Göle yeni ve zararsız balık türlerinin göç etmesi
Bir ekosisteme dışarıdan getirilen ve oradaki yerli türlerin besin kaynaklarını tüketerek onların neslini tehlikeye sokan türlere "istilacı türler" denir.
Buna göre, istilacı türlerin bir bölgeye yerleşmesi biyoçeşitliliği nasıl etkiler?
B) Ekosistemdeki besin ağını dengede tutarak çeşitliliği korur.
C) Yerli türlerle rekabete girerek biyoçeşitliliğin azalmasına neden olur.
D) Bölgedeki iklim şartlarını iyileştirerek yeni türlerin oluşmasını sağlar.
Ülkemizde her yıl binlerce hektar orman alanı yangınlar sebebiyle yok olmaktadır. Orman yangınları sonrasında yapılan araştırmalarda, yanan bölgelerdeki böcek, kuş ve memeli hayvan türlerinin sayısında çok büyük bir düşüş olduğu gözlenmiştir.
Bu araştırma verisi, biyoçeşitliliği tehdit eden hangi faktörün doğrudan bir sonucudur?
B) Canlıların yaşam alanlarının (habitatlarının) yok olmasının
C) Tarımsal ilaç kullanımının azalmasının
D) Bölgedeki su kaynaklarının aşırı artmasının
Bir sulak alandaki bitki türü sayısı ve bu alana yakın bir fabrikanın kimyasal atık miktarındaki değişim yılları kapsayan bir araştırmayla incelenmiştir. Araştırma verileri şu şekildedir:
- 1990 yılında: Bitki türü sayısı 120, yıllık kimyasal atık miktarı 10 ton
- 2000 yılında: Bitki türü sayısı 110, yıllık kimyasal atık miktarı 25 ton
- 2010 yılında: Bitki türü sayısı 85, yıllık kimyasal atık miktarı 60 ton
- 2020 yılında: Bitki türü sayısı 45, yıllık kimyasal atık miktarı 120 ton
Bu araştırma verilerine dayanarak aşağıdaki tahminlerden hangisi yapılabilir?
B) Fabrika atıkları sulak alandaki bitki çeşitliliğinin artmasına katkı sağlamıştır.
C) 2020 yılından sonra bitki türü sayısının kendiliğinden artması beklenir.
D) Kimyasal atıklar sadece bitkileri etkilemiş, sudaki hayvan türlerine zarar vermemiştir.
Bir sanayi bölgesinin yakınındaki çam ormanında yapılan araştırmada, son 5 yılda ağaçların yapraklarında sararma, kuruma ve toprak kalitesinde düşüş tespit edilmiştir. Aynı bölgede yapılan hava kalitesi ölçümlerinde kükürt dioksit ve azot dioksit gazlarının oranının normalin çok üzerinde olduğu ve bu gazların asit yağmurlarına yol açtığı belirlenmiştir.
Bu araştırma verilerine göre, asit yağmurlarının orman ekosistemindeki biyoçeşitlilik üzerindeki etkisiyle ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yanlıştır?
B) Ağaçların zarar görmesi, bu ağaçlarda yaşayan kuş ve böcek türlerini de dolaylı olarak etkiler.
C) Hava kirliliğinin önlenmesi, asit yağmurlarının biyoçeşitliliğe verdiği zararı azaltabilir.
D) Asit yağmurları sadece çam ağaçlarına zarar verir, ekosistemdeki diğer canlıları etkilemez.
Bir tarım bölgesinde, zararlı böceklerle mücadele etmek amacıyla yoğun şekilde kimyasal ilaç (pestisit) kullanılmıştır. Yapılan araştırmada, ilaçlama sonrasında bölgedeki bal arısı popülasyonunun %80 oranında azaldığı ve buna bağlı olarak meyve ağaçlarının tozlaşamadığı için meyve veriminin ve çeşitliliğinin de düştüğü gözlenmiştir.
Bu araştırma verilerine dayalı olarak yapılan aşağıdaki tahminlerden hangisi doğrudur?
B) Arı popülasyonunun azalması, bitkisel biyoçeşitliliği ve üremeyi doğrudan olumsuz etkiler.
C) Kimyasal ilaç kullanımı uzun vadede bölgedeki tüm canlı türlerinin sayısını artırır.
D) Arıların yok olması tarımsal üretimi ve bitki çeşitliliğini etkilemeyen önemsiz bir durumdur.
Deniz biyologları tarafından yapılan bir araştırmada, okyanus suyu sıcaklığının son 30 yılda ortalama $ 1.5 $ derece arttığı tespit edilmiştir. Sıcaklık artışına bağlı olarak mercan resiflerinin (mercanların oluşturduğu su altı yapıları) beyazlaşarak öldüğü ve mercan resiflerinde barınan binlerce balık ve deniz canlısı türünün bölgeyi terk ettiği veya yok olduğu gözlenmiştir.
Bu araştırma verilerine göre, küresel ısınmanın denizel biyoçeşitlilik üzerindeki etkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
B) Mercanların yok olması sadece görsel bir kayıptır, balık türlerini etkilemez.
C) Küresel iklim değişikliği, hassas deniz ekosistemlerinde habitat kaybına ve biyoçeşitlilik azalmasına neden olur.
D) Deniz canlıları sıcaklık değişimlerinden etkilenmeyen dayanıklı yapılara sahiptir.
Bir nehir üzerinde inşa edilen barajın, nehir ekosistemine etkilerini inceleyen bilim insanları şu verilere ulaşmıştır:
- Baraj gölünde su birikmesiyle akarsu hızı yavaşlamış ve suyun sıcaklığı değişmiştir.
- Nehirde akıntıya karşı yüzerek yumurtlama alanlarına ulaşmaya çalışan yerli alabalık türlerinin üreme oranları %90 azalmıştır.
- Nehir kenarındaki sulak alanların kurumasıyla burada yaşayan kuş türlerinin bölgeyi terk ettiği gözlenmiştir.
Bu verilere göre, baraj yapımı gibi insan faaliyetlerinin biyoçeşitlilik üzerindeki etkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi tahmin edilebilir?
B) Yapay göller oluşturmak, göçmen balıkların üreme şansını kolaylaştırır.
C) Doğal su akışının engellenmesi, hem sudaki hem de su kenarındaki canlıların yaşam döngüsünü bozarak biyoçeşitliliği tehdit eder.
D) Barajlar sadece elektrik üretimi sağladığı için çevreye hiçbir olumsuz etkisi yoktur.
Bir dağ yamacındaki ormanlık alanın kereste üretimi amacıyla tamamen kesilmesinin ardından bölgede şiddetli yağışlar sonrası toprak erozyonu meydana gelmiştir. Erozyon sonucunda toprağın verimli üst tabakası tamamen taşınmış ve sonraki yıllarda bu bölgede yeni bitki türlerinin yetişemediği, bölgenin çoraklaştığı gözlenmiştir.
Bu araştırma verilerine dayanarak, ormansızlaşma ve erozyonun biyoçeşitlilik üzerindeki etkisiyle ilgili hangi tahminde bulunulabilir?
B) Bitki örtüsünün tahrip edilmesi toprağı korumasız bırakır, erozyon ise bitkisel biyoçeşitliliğin yenilenmesini engeller.
C) Erozyon sadece toprak miktarını azaltır, bitki çeşitliliği üzerinde bir etkisi yoktur.
D) Ağaçların kesilmesi, güneş ışığının toprağa daha çok ulaşmasını sağlayarak bitki çeşitliliğini olumlu etkiler.
Deniz kaplumbağaları (Caretta caretta), yumurtadan çıktıktan sonra deniz üzerindeki ay ışığının yansımasını takip ederek denize ulaşırlar. Ancak turistik bir sahilde yapılan araştırmada, sahil boyunca kurulan otellerin ve sokak lambalarının güçlü ışıkları nedeniyle yumurtadan çıkan kaplumbağa yavrularının %75'inin denize gitmek yerine karaya doğru yöneldiği ve susuzluktan ya da avcılar tarafından avlanarak öldüğü tespit edilmiştir.
Bu araştırma verisine göre, biyoçeşitliliği tehdit eden hangi faktörün canlı neslini tehlikeye soktuğu söylenebilir?
B) Yapay ışık kirliliğinin canlıların doğal yön bulma davranışlarını bozması
C) Küresel ısınma nedeniyle deniz suyu seviyesinin yükselmesi
D) Tarımsal ilaçların deniz kaplumbağalarının besin zincirine karışması
Bir orman ekosisteminde asit yağmurları ve istilacı bir böcek türünün etkisiyle meydana gelen değişimleri inceleyen araştırmacılar aşağıdaki verilere ulaşmıştır:
- Asit yağmurları nedeniyle meşe ağaçlarının yaprak miktarı %40 azalmıştır.
- Bölgeye dışarıdan gelen istilacı bir böcek türü, meşe yapraklarıyla beslenmeye başlamış ve popülasyonunu %150 artırmıştır.
- Meşe yapraklarıyla beslenen yerli tırtıl türünün popülasyonu %70 azalmıştır.
- Tırtıllarla beslenen ötücü kuşların popülasyonu %50 azalmıştır.
- Ötücü kuşlarla beslenen yırtıcı kuşların popülasyonu %20 azalmıştır.
Bu araştırma verilerine dayalı olarak yapılan aşağıdaki analizlerden hangisi kesinlikle doğrudur?
B) Asit yağmurları ve istilacı türün gelişi, besin zincirinin en alt basamağından en üst basamağına kadar tüm canlı popülasyonlarını zincirleme etkilemiştir.
C) Ötücü kuşların azalmasının tek sebebi, yırtıcı kuşların onları daha fazla avlamaya başlamasıdır.
D) Meşe ağaçlarının yaprak miktarının azalması, sadece bitkisel çeşitliliği etkilemiş, hayvan türleri üzerinde baskı oluşturmamıştır.
Bir doğal yaşam alanından otoyol geçirilmesiyle oluşan "habitat bölünmesi" (yaşam alanlarının parçalanması) olayının canlı türleri üzerindeki etkisini araştıran bilim insanları, 100 kilometrekarelik tek parça bir ormanın otoyollarla 25'er kilometrekarelik 4 küçük parçaya bölünmesinin ardından 10 yıl boyunca gözlem yapmışlardır. Araştırma sonuçları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
- Büyük Memeli Türü Sayısı: Yol yapımından önce: 15 | Yol yapımından 10 yıl sonra: 3
- Küçük Memeli Türü Sayısı: Yol yapımından önce: 30 | Yol yapımından 10 yıl sonra: 22
- Bitki Türü Sayısı: Yol yapımından önce: 200 | Yol yapımından 10 yıl sonra: 180
Bu araştırma verilerine dayanarak yapılan aşağıdaki tahmin ve çıkarımlardan hangisi yanlıştır?
B) Otoyol yapımı, canlıların hareket alanını kısıtlayarak popülasyonların birbirinden kopmasına ve bazılarının yok olmasına yol açmıştır.
C) Bitki türleri hareket etmedikleri için habitat bölünmesinden hiçbir şekilde etkilenmemiş ve tür sayılarını tamamen korumuşlardır.
D) Küçük memeliler, büyük memelilere göre daralan yaşam alanlarında hayatta kalma konusunda daha başarılı olmuşlardır.
Bir göle yakın tarım arazilerinden sızan kimyasal gübrelerin (azot ve fosfor) göl ekosistemine etkisini inceleyen 5 yıllık bir araştırmada şu veriler elde edilmiştir:
- Göldeki azot ve fosfor miktarı 3 katına çıkmıştır.
- Göl yüzeyini kaplayan yeşil alg (su yosunu) miktarı aşırı artarak gölün ışık almasını engellemiştir.
- Gölün derinliklerindeki çözünmüş oksijen miktarı %85 oranında azalmıştır.
- Göldeki derin su balık türü sayısı 18'den 2'ye düşmüştür.
Bu araştırma verilerine dayalı olarak, göldeki biyoçeşitliliğin geleceği ve bu sürecin tahminiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğru bir analizdir?
B) Göl yüzeyindeki alg artışı, dipteki bitkilerin daha çok fotosentez yapmasını sağlayarak oksijen miktarını artıracaktır.
C) Tarımsal gübrelerin suya karışması (ötrofikasyon), sudaki oksijeni tüketerek dipte yaşayan hassas canlı türlerinin yok olmasına neden olmuştur.
D) Balık türü sayısının azalmasının temel nedeni, göle dışarıdan yeni avcı balık türlerinin bırakılmış olmasıdır.
Cevap Anahtarı ve Detaylı Çözümler İçin QR Kodu Okutun
https://www.eokultv.com/atolye/6-sinif-fen-bilimleri-biyocesitliligi-tehdit-eden-faktorleri-arastirma-verilerine-dayali-tahmin-edebilme/testler