📝 11. Sınıf Tarih: Osmanlı devleti'nin 1683-1789 yılları arasındaki siyasi ve askerî mücadeleleri Ders Notu
1683 yılında gerçekleşen II. Viyana Kuşatması'ndaki başarısızlık, Osmanlı Devleti için diplomatik ve askerî alanda büyük bir dönüm noktası olmuştur. Bu tarihten itibaren Avrupalı devletler Osmanlı'yı Avrupa'dan tamamen atmak amacıyla birleşmiş, Osmanlı Devleti ise 1683-1789 yılları arasında kaybettiği toprakları geri alma ve ardından mevcut sınırlarını koruma (savunma) siyasetine geçiş yapmıştır.
📌 1. Kutsal İttifak Savaşları ve Karlofça Antlaşması (1683-1699)
II. Viyana Kuşatması'nın ardından Papa’nın teşvikiyle Avusturya, Rusya, Venedik, Lehistan ve Malta’nın katılımıyla Kutsal İttifak kurulmuştur. Yaklaşık 16 yıl süren çok cepheli savaşlar sonucunda ağır kayıplar veren Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kalmıştır.
Karlofça Antlaşması (1699)
Osmanlı Devleti; Avusturya, Venedik ve Lehistan ile Karlofça Antlaşması'nı imzalamıştır. Bu antlaşmanın temel sonuçları şunlardır:
- Avusturya: Banat ve Temeşvar hariç tüm Macaristan ile Erdel’i almıştır.
- Venedik: Mora Yarımadası ve Dalmaçya kıyılarını almıştır.
- Lehistan: Podolya ve Ukrayna’yı almıştır.
Önemli Not: Karlofça Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin Batı’da büyük çapta toprak kaybettiği ilk antlaşmadır. Bu tarihle birlikte Osmanlı Devleti için Duraklama Dönemi sona ermiş, Gerileme Dönemi başlamıştır.
İstanbul Antlaşması (1700)
Kutsal İttifak üyesi Rusya ile ayrıca imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Azak Kalesi Rusya'ya bırakılmış ve Rusya ilk kez İstanbul'da daimi elçi bulundurma hakkı elde etmiştir. Böylece Rusya, Karadeniz’e inme siyasetinde ilk somut adımını atmıştır.
⚔️ 2. Kaybedilen Toprakları Geri Alma Çabaları (1700-1718)
18. yüzyılın başlarında Osmanlı diplomasisinin ana amacı, Karlofça ve İstanbul antlaşmaları ile kaybedilen bölgeleri geri almaktı.
Prut Savaşı ve Antlaşması (1711)
İsveç Kralı XII. Şarl’ın Osmanlı topraklarına sığınması ve Rusya’nın Osmanlı sınırlarını ihlal etmesi üzerine savaş başlamıştır. Baltacı Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Prut Nehri kıyısında Rus ordusunu kuşatmıştır.
- Sonuç: Azak Kalesi geri alınmış, Rusya’nın İstanbul’da elçi bulundurma hakkı kaldırılmıştır.
- Önemi: Karlofça ile kaybedilen toprakların geri alınabileceğine dair inanç ve umut artmıştır.
Osmanlı-Venedik ve Avusturya Savaşları (1715-1718)
Mora halkının Venedik baskısına karşı Osmanlı’dan yardım istemesi üzerine Mora geri alınmıştır. Ancak Karlofça’nın garantörü olan Avusturya savaşa dahil olmuş, Osmanlı ordusu Petervaradin’de ağır bir yenilgi alarak Belgrat’ı kaybetmiştir.
Pasarofça Antlaşması (1718)
Avusturya ile yapılan bu antlaşma ile Belgrat, Banat ve Kuzey Sırbistan Avusturya’ya bırakılmış; Mora ise Osmanlı’da kalmıştır.
Dönüm Noktası: Pasarofça Antlaşması ile kaybedilen toprakları geri alma ümitleri sona ermiş, elde kalan toprakları koruma siyaseti benimsenmiştir. Bu antlaşmayla birlikte Osmanlı Devleti'nde Batı'nın askerî ve teknik üstünlüğü kabul edilmiş ve Lale Devri başlamıştır.
🛡️ 3. Toprak Bütünlüğünü Koruma Siyaseti ve Başarılar (1718-1774)
1736-1739 Osmanlı-Avusturya ve Rusya Savaşları
Rusya ve Avusturya'nın Osmanlı'ya karşı ittifak kurarak iki cepheden saldırmasıyla başlamıştır. I. Mahmud döneminde Humbaracı Ahmet Paşa (Comte de Bonneval) tarafından yapılan askerî ıslahatlar sayesinde Osmanlı Devleti her iki devleti de mağlup etmeyi başarmıştır.
Belgrat Antlaşması (1739)
- Belgrat ve Kuzey Sırbistan Avusturya’dan geri alınmıştır.
- Rusya, Azak Kalesi'ni yıkmak şartıyla kabul etmiş; Karadeniz’de savaş ve ticaret gemisi bulundurması yasaklanmıştır.
Önemi: Belgrat Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin 18. yüzyıldaki son kazançlı antlaşmasıdır. Karadeniz’in Türk gölü olduğu son kez uluslararası alanda onaylanmıştır. Fransa’nın antlaşmadaki arabuluculuk rolü nedeniyle 1740 Kapitülasyonları Fransa için sürekli hale getirilmiştir.
💥 4. Büyük Çöküş: 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı ve Küçük Kaynarca
Rusya'nın Lehistan'ın iç işlerine karışması ve Osmanlı topraklarına saldırması üzerine başlayan savaşta, Rus donanması Baltık Denizi'nden gelerek Çeşme’de Osmanlı donanmasını yakmıştır (1770 Çeşme Baskını).
Küçük Kaynarca Antlaşması (1774)
Osmanlı tarihi açısından imzalanan en ağır şartlı antlaşmalardan biridir:
- Kırım Bağımsız Oldu: Kırım’a bağımsızlık verilmiş, sadece dini bakımdan Osmanlı Halifesine bağlı kalması kabul edilmiştir. Halkı Türk ve Müslüman olan bir toprak parçası ilk kez kaybedilmiştir.
- Karadeniz'in Statüsü: Rusya, Karadeniz’de donanma bulundurma ve ticaret yapma hakkı elde etmiştir. Karadeniz Türk gölü olma özelliğini kaybetmiştir.
- Kapitülasyonlar ve Savaş Tazminatı: Rusya’ya ilk kez kapitülasyon verilmiş ve Osmanlı ilk kez bir devlete savaş tazminatı ödemeyi kabul etmiştir.
- İç İşlere Müdahale: Rusya, Osmanlı ülkesindeki Ortodoksların koruyuculuğunu üstlenme iddiasıyla Osmanlı iç işlerine karışma fırsatı yakalamıştır.
📊 Siyasi Gelişmeler Karşılaştırma Tablosu
| Antlaşma | Tarih | Rakip Devlet | Temel Sonuç / Stratejik Değişim |
|---|---|---|---|
| Karlofça | 1699 | Avusturya, Venedik, Lehistan | Batı'da ilk büyük toprak kaybı, savunmaya geçiş. |
| Prut | 1711 | Rusya | Azak Kalesi alındı, geri alma ümidi doğdu. |
| Pasarofça | 1718 | Avusturya, Venedik | Geri alma ümidi bitti, Batı üstünlüğü kabul edildi. |
| Belgrat | 1739 | Avusturya, Rusya | 18. yüzyılın son kazançlı antlaşması. |
| Küçük Kaynarca | 1774 | Rusya | Kırım kaybedildi, Karadeniz hakimiyeti bitti. |
✏️ Çözümlü Analiz Örnekleri
Örnek 1: Osmanlı Devleti 1711 Prut Antlaşması ile kazandığı diplomatik başarıyı 1718 Pasarofça Antlaşması ile koruyamamıştır. Bu iki antlaşma arasındaki temel politika farkı nedir?
Çözüm: Prut Antlaşması döneminde Osmanlı Devleti, Karlofça ile kaybettiği toprakları "geri alma" politikasını izlerken; Pasarofça Antlaşması sonrasında Batı'nın askerî yönden üstün olduğunu kavramış ve "eldeki mevcut toprakları koruma" (savunma) politikasına geçiş yapmıştır.
Örnek 2: Küçük Kaynarca Antlaşması'nda yer alan "Kırım halkı dini bakımdan Osmanlı halifesine bağlı kalacaktır." maddesinin amacı nedir?
Çözüm: Osmanlı Devleti, ilk kez nüfusu tamamen Türk ve Müslüman olan bir toprağı (Kırım) kaybetmiştir. Halifelik makamının manevi gücünü kullanarak Kırım halkı ile olan kültürel ve dini bağlarını koparmamayı ve ileride bölgeyi tekrar kazanabilmek için hukuki bir zemin tutmayı hedeflemiştir.