🪄 İçerik Hazırla
🎓 11. Sınıf 📚 11. Sınıf Felsefe

💡 11. Sınıf Felsefe: 18-19. yy felsefesi Çözümlü Örnekler

1
Çözümlü Örnek
Kolay Seviye
18. yüzyılda Aydınlanma düşünürleri, insan aklının ve bilimin önemini vurgulamışlardır. Bu düşünürlerden biri olan Jean-Jacques Rousseau, toplum sözleşmesi fikriyle öne çıkmıştır. Ona göre insanlar, doğal özgürlüklerini bir ölçüde devlet lehine feda ederek toplumsal düzeni kurmuşlardır. Aşağıdakilerden hangisi Rousseau'nun toplum sözleşmesi anlayışıyla en çok örtüşür? A) Mutlak monarşinin tanrısal haklara dayanması. B) Bireylerin, genel iradeye uygun olarak yönetilmesi. C) Devletin, bireylerin haklarına sınırsız müdahale etmesi. D) Toplumun, doğal bir hiyerarşi içinde şekillenmesi. E) Özgürlüğün, devletin gücü karşısında tamamen yok sayılması.
2
Çözümlü Örnek
Orta Seviye
19. yüzyılda Immanuel Kant, felsefesinde ahlakın temelini akla ve ödev ahlakına dayandırmıştır. Ona göre, bir eylemin ahlaki değerini belirleyen şey, o eylemin sonucundan çok, o eylemi yaparken izlenen ilkedir. Kant, bu ilkeyi kategorik buyruk olarak adlandırmıştır. Kant'ın kategorik buyruğunun temel özelliklerinden biri şudur: "Öyle bir ilkeyle hareket et ki, iradenin genel bir yasa olmasını isteyebilesin." Bu ilke doğrultusunda, aşağıdaki eylemlerden hangisi Kant'ın ahlak anlayışına göre ahlaki olarak doğru kabul edilmez? A) Yalan söylemekten kaçınarak her zaman doğruyu söylemek. B) Başkalarına yardım etmek için gönüllü olarak çaba göstermek. C) Bir söz verdiğinde, o sözü yerine getirmek için elinden geleni yapmak. D) Kendi çıkarı için yalan söylemeyi bir ilke haline getirmek. E) Zor durumda kalan birine, karşılık beklemeden destek olmak.
3
Çözümlü Örnek
Yeni Nesil Soru
18. yüzyılda İngiliz düşünür John Locke, deneyimciliğin (empirizm) önemli temsilcilerindendir. Locke'a göre insan zihni, doğuştan boş bir levha (tabula rasa) gibidir ve tüm bilgilerimiz deneyim yoluyla elde edilir. Bilgilerimiz, duyularımız aracılığıyla edindiğimiz basit ideler ve bu basit ideleri zihnimizde işleyerek oluşturduğumuz karmaşık ideler olmak üzere ikiye ayrılır. Bir öğrenci, okulda gördüğü kırmızı bir elma ve duyduğu zil sesiyle ilgili bilgileri zihninde birleştirerek "okul zili çaldığında elma yeme vakti" şeklinde bir çıkarım yapmıştır. Bu öğrencinin zihninde oluşan "okul zili çaldığında elma yeme vakti" düşüncesi, Locke'un ideler teorisine göre hangi tür bir idedir? A) Sadece basit bir idedir. B) Sadece karmaşık bir idedir. C) Hem basit hem de karmaşık idelerin birleşimidir. D) Doğuştan gelen bir idedir. E) Duyularla doğrudan algılanan bir idedir.
4
Çözümlü Örnek
Günlük Hayattan Örnek
18. yüzyılda David Hume, şüpheciliğiyle tanınır. Ona göre, nedensellik gibi kavramlar aslında zihnimizin alışkanlıklarından ibarettir. İki olayın sürekli birlikte gerçekleştiğini gördüğümüzde, aralarında bir neden-sonuç ilişkisi olduğuna inanırız, ancak bu ilişkiyi doğrudan gözlemlemeyiz. Günlük hayatta sıkça karşılaştığımız bir durum: Her sabah güneşin doğduğunu görüyoruz ve ardından gün başlıyor. Bu durum, Hume'un nedensellik anlayışına göre nasıl açıklanır? A) Güneşin doğması, günün başlamasının kesin nedenidir. B) Günün başlaması, güneşin doğmasının kesin sonucudur. C) Güneşin doğması ile günün başlaması arasındaki ilişki, sürekli birlikte gözlemlediğimiz için zihnimizin oluşturduğu bir alışkanlıktır. D) Güneşin doğması ve günün başlaması tamamen rastlantısaldır. E) Bu iki olay arasında hiçbir mantıksal bağ yoktur.
5
Çözümlü Örnek
Zor Seviye
18. yüzyıl Alman filozofu Immanuel Kant, bilgi felsefesinde devrim yaratmıştır. Ona göre bilgi, hem deneyimden gelen ham materyale (duyusal veriler) hem de aklın doğuştan getirdiği biçimlere (kategoriler) dayanır. Kant, bu iki unsuru "Düşünceler kategorisiz olursa boş, sezgiler anlamsız olursa kördür." diyerek ifade etmiştir. Bir öğrenci, yeni bir matematik problemiyle karşılaştığında, problemi çözmek için hem problemdeki sayıları ve sembolleri algılamalı (deneyim) hem de bu sayıları ve sembolleri mantıksal ilişkilere dökmek için aklındaki matematiksel kuralları (kategoriler) kullanmalıdır. Bu öğrencinin matematik problemi çözme süreci, Kant'ın bilgi teorisindeki hangi iki temel unsuru birleştirdiğini gösterir? A) Saf Akıl ve Pratik Akıl B) Analitik Önermeler ve Sentetik Önermeler C) Fenomen ve Numena D) Duyusal Veriler (Sezgi) ve Aklın Kategorileri E) Olgusal Yargılar ve Deontolojik Yargılar
6
Çözümlü Örnek
Orta Seviye
19. yüzyılda ortaya çıkan pozitivizm akımının kurucusu Auguste Comte'tur. Comte'a göre, insanlığın düşünce tarihi üç aşamadan geçer: Teolojik (dinî), Metafizik ve Pozitif (bilimsel) aşama. Pozitivizm, sadece gözlem ve deney yoluyla doğrulanabilen bilgiyi kabul eder ve bilimin, toplumsal sorunların çözümünde en etkili yol olduğunu savunur. Bir öğrenci, bir hastalığın nedenini açıklarken, "Bu hastalığa kötü ruhlar neden oluyor" derse, bu düşünce Comte'un üç aşamalı tarih anlayışına göre hangi aşamaya aittir? A) Pozitif Aşama B) Metafizik Aşama C) Teolojik (Dinî) Aşama D) Bilimsel Aşama E) Ampirik Aşama
7
Çözümlü Örnek
Yeni Nesil Soru
19. yüzyıl Alman filozofu Georg Wilhelm Friedrich Hegel, diyalektik yöntemiyle tanınır. Hegel'e göre evren ve tarih, bir düşünce süreci gibi gelişir. Bu gelişim, tez (bir önerme), antitez (tez'in karşıtı) ve bu ikisinin çatışmasından doğan sentez (bir üst aşama) şeklinde ilerler. Sentez, yeni bir tez olur ve bu döngü devam eder. Bir ülkenin siyasi yapısını ele alalım: 1. Tez: Monarşi (tek kişinin yönetimi). 2. Antitez: Monarşiye karşı çıkan ve halkın egemenliğini savunan devrimci hareket. Bu diyalektik sürece göre, monarşi ile devrimci hareketin çatışmasından doğacak olan sentez, aşağıdakilerden hangisi olabilir? A) Monarşinin tamamen geri dönmesi. B) Devrimci hareketin tamamen kazanması ve anarşinin oluşması. C) Monarşinin güçlenerek devam etmesi. D) Monarşi ile halk egemenliğinin birleştiği yeni bir yönetim biçimi (örneğin, meşrutiyet veya cumhuriyet). E) Monarşinin ve devrimci hareketin tamamen ortadan kalkması.
8
Çözümlü Örnek
Günlük Hayattan Örnek
18. yüzyılın önemli düşünürlerinden Adam Smith, modern ekonominin temellerini atmıştır. "Ulusların Zenginliği" adlı eserinde, bireylerin kendi çıkarlarını takip etmelerinin, görünmez bir el tarafından yönlendirilerek toplumsal faydayı artırdığını savunmuştur. Bu, serbest piyasa ekonomisinin temelini oluşturur. Bir esnaf, sattığı ürünün kalitesini yüksek tutarak ve fiyatını makul seviyede belirleyerek daha fazla müşteri çekmeye çalışır. Bu esnafın amacı kendi kazancını artırmaktır. Adam Smith'in "görünmez el" teorisine göre, bu esnafın kendi çıkarını takip etmesi, topluma nasıl bir katkı sağlar? A) Esnafın kazancı artar, ancak toplumun genel refahı düşer. B) Esnafın kazancı artar ve bu durum, daha kaliteli ve uygun fiyatlı ürünlerin piyasaya sunulmasıyla toplumsal faydayı da artırır. C) Rekabet olmadığı için esnafın kazancı artar, ancak tüketiciler zarar görür. D) Esnafın kazancı artar, ancak bu durum piyasada tekelleşmeye yol açar. E) Esnafın kazancı artar, fakat bu durum toplumsal fayda ile ilgisizdir.
9
Çözümlü Örnek
Zor Seviye
19. yüzyıl düşünürlerinden Arthur Schopenhauer, felsefesinde İrade kavramına merkezi bir yer verir. Ona göre evrenin temelinde, kör, amaçsız ve sürekli bir tatminsizlik içinde olan bir "İrade" yatar. Tüm canlılar, bu İrade'nin birer tezahürüdür ve sürekli bir arzu ve acı döngüsü içindedirler. Sanat, ahlak ve özellikle din gibi olgular, bu acı döngüsünden bir süreliğine de olsa kurtulma yollarıdır. Schopenhauer'ın bu karamsar dünya görüşüne göre, insanların hayatındaki temel sorun ve bu sorundan kurtulma yolları hakkında ne söylenebilir? A) Hayatın temel sorunu bilgi eksikliğidir; bilimle bu sorun aşılır. B) Hayatın temel sorunu toplumsal adaletsizliktir; devrimle bu sorun çözülür. C) Hayatın temel sorunu, sürekli tatmin bulamayan kör bir İrade'nin varlığıdır; sanata ve dine sığınmak bu acıdan geçici bir kaçış sağlar. D) Hayatın temel sorunu bireysel özgürlüklerin kısıtlanmasıdır; siyasi reformlarla bu sorun giderilir. E) Hayatın temel sorunu yoktur, her şey mükemmel bir düzendedir.
10
Çözümlü Örnek
Yeni Nesil Soru
18. yüzyıl İngiliz düşünürü David Hume, bilgi felsefesinde radikal bir deneyciydi. Ona göre, zihnimizdeki tüm içerikler ya izlenimler (duyularımızla doğrudan algıladığımız canlı ve güçlü hisler) ya da fikirlerdir (izlenimlerin soluk kopyaları). Hume, "Bir fikir, ancak ve ancak onu doğuran izlenim varsa anlamlıdır." der. Bu ilkeye "izlenimler ilkesi" denir. Bir öğrenci, okulda "tek boynuzlu at" kelimesini duyduğunda, zihninde parlak beyaz bir atın alnında tek bir boynuz olan bir görüntü canlanır. Hume'un izlenimler ilkesine göre, öğrencinin zihnindeki "tek boynuzlu at" fikrinin geçerliliği nasıl değerlendirilir? A) Tek boynuzlu at fikri tamamen anlamsızdır çünkü gerçekte böyle bir canlı yoktur. B) Tek boynuzlu at fikri, "at" ve "tek boynuz" gibi gerçek izlenimlerin birleştirilmesiyle oluştuğu için anlamlıdır. C) Tek boynuzlu at fikri, sadece hayal gücünün bir ürünü olduğu için geçersizdir. D) Tek boynuzlu at fikri, sadece bir kelime olduğu için izlenimi olamaz. E) Tek boynuzlu at fikri, gerçek bir izlenimden geldiği için geçerlidir.

İçerik Hazırlanıyor...

Lütfen sayfayı kapatmayın, bu işlem 30-40 saniye sürebilir.