✅ 10. Sınıf Felsefe: Sanat felsefesi, siyaset felsefesi ve din felsefesi Test Çöz
✅ 10. Sınıf Felsefe: Sanat felsefesi, siyaset felsefesi ve din felsefesi Testi
Estetik ve sanat felsefesi, "güzel" kavramı üzerine yoğunlaşan iki disiplindir. Ancak kapsamları bakımından aralarında önemli bir fark bulunur. Estetik hem doğadaki hem de sanat eserlerindeki güzelliği incelerken, sanat felsefesi yalnızca insan yaratımı olan sanat eserlerini konu edinir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi yalnızca estetiğin inceleme alanına girip, sanat felsefesinin inceleme alanı dışında kalır?
B) Sonbaharda ormanda dökülen yaprakların oluşturduğu manzara
C) Bir heykeltıraşın mermerden yaptığı insan figürü
D) Bir piyanistin konser salonunda çaldığı sonat
E) Bir tiyatro oyunundaki dekor ve kostüm uyumu
Siyaset felsefesinde, devlet kurumlarının dışında kalan, kendi çıkarlarını veya ortak amaçlarını savunmak için gönüllü olarak bir araya gelen bireylerin oluşturduğu, devletin denetimi altında ancak ondan bağımsız olarak faaliyet gösteren örgütlü toplumsal yapıya ne ad verilir?
A) BürokrasiB) İktidar
C) Sivil toplum
D) Meşruiyet
E) Egemenlik
Bu görüşe göre Tanrı, evreni mükemmel bir şekilde yaratmış ve onu kendi yasalarına göre işlemesi için serbest bırakmıştır. Tanrı'nın evrene doğrudan bir müdahalesi, vahiy göndermesi veya mucizeler yaratması söz konusu değildir. Evren, bir saat gibi kurulduktan sonra kendi kendine çalışmaktadır.
Bu parçada açıklanan ve Tanrı'nın varlığını kabul etmekle birlikte dinlerin ilahi kaynağını reddeden felsefi görüş aşağıdakilerden hangisidir?
B) Deizm
C) Panteizm
D) Ateizm
E) Agnostisizm
Sanatı açıklayan kuramlardan birine göre sanatçı, dış dünyada (doğada) gördüğü nesneleri, olayları ve insan eylemlerini kendi eserinde yansıtır. Sanat eseri ne kadar gerçeğe yakın ve aslına uygunsa o kadar başarılı kabul edilir. Platon ve Aristoteles bu kuramın en önemli temsilcileridir.
Bu parçada bahsedilen sanat kuramı aşağıdakilerden hangisidir?
B) Oyun olarak sanat
C) Taklit olarak sanat
D) Arınma olarak sanat
E) Sezgi olarak sanat
Devletin ortaya çıkışıyla ilgili felsefe tarihinde iki temel yaklaşım bulunmaktadır. Birinci yaklaşıma göre devlet, insanın doğasından kaynaklanan, tıpkı canlı bir organizma gibi kendiliğinden oluşan doğal bir yapıdır. İkinci yaklaşıma göre ise devlet, insanların güvenlik ve düzen arayışı doğrultusunda kendi aralarında uzlaşarak (toplumsal sözleşme ile) oluşturdukları yapay bir kurumdur.
Buna göre, aşağıdaki filozof eşleştirmelerinden hangisi devleti sırasıyla "doğal bir varlık" ve "yapay bir varlık" olarak gören düşünürlere örnek oluşturur?
B) Thomas Hobbes – John Locke
C) Aristoteles – Thomas Hobbes
D) Jean Jacques Rousseau – John Locke
E) Farabi – Platon
Din felsefesi ile teoloji (ilahiyat) din konusunu ele alış biçimleri bakımından birbirinden ayrılır. Teoloji, belirli bir dini temel alarak o dinin dogmalarını, inanç esaslarını açıklar ve savunur; amacı inananların inancını güçlendirmektir. Din felsefesi ise genel olarak din olgusunu akılcı, eleştirel ve objektif bir biçimde sorgular.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi din felsefesini teolojiden ayıran özelliklerden biri değildir?
B) Belli bir dinin inanç esaslarını doğru kabul ederek işe başlaması
C) Sorgulamalarında tarafsız ve objektif bir tutum sergilemesi
D) Din kavramını genel ve kapsayıcı bir şekilde ele alması
E) Dogmatik olmayıp, eleştirel bir bakış açısına sahip olması
Sanat felsefesinde "Ortak estetik yargılar var mıdır?" sorusuna iki farklı yanıt verilmiştir. Croce gibi düşünürler, sanatın öznel bir yaratım ve yaşantı olduğunu, her insanın bir eseri farklı algılayacağını belirterek ortak estetik yargıların olamayacağını savunurlar. Buna karşılık Kant, insanların bir sanat eseri karşısında çıkarsız bir haz duyduklarını ve bu hazzın herkeste ortak olan bir estetik duyguya (sensus communis) dayandığını belirterek ortak estetik yargıların var olduğunu savunur.
Bu parçadan hareketle Kant'ın ortak estetik yargıların varlığını temellendirirken dayandığı temel argüman aşağıdakilerden hangisidir?
B) Estetik beğeninin kişisel çıkarlardan ve faydadan uzak, genel bir nitelik taşıması
C) Her toplumun kendine özgü sanatsal değerler üretmesi
D) Sanatçının yaratma sürecinde tamamen özgür olması
E) Sanat eserinin toplumsal fayda sağlama amacı gütmesi
Siyaset felsefesinde "ütopya", gerçekleşmesi bugünkü koşullarda mümkün olmayan ancak gelecekte gerçekleşmesi arzulanan ideal toplum ve devlet tasarımlarıdır. "Distopya" (korku ütopyası) ise mevcut siyasi ve teknolojik eğilimlerin kötüye gitmesi durumunda gelecekte insanlığı bekleyen karanlık, baskıcı ve otoriter toplum modellerini tasvir eder.
Buna göre, aşağıda verilen eserlerden hangisi niteliği bakımından diğerlerinden farklı bir devlet/toplum tasarımını temsil eder?
B) Tommaso Campanella – Güneş Ülkesi
C) George Orwell – 1984
D) Francis Bacon – Yeni Atlantis
E) Platon – Devlet
Din felsefesinde Tanrı ile evren arasındaki ilişkiyi açıklayan iki önemli görüş panteizm ve panenteizmdir. Panteizm, Tanrı ile evreni bir ve özdeş kabul eder; doğadaki her şey Tanrı'nın bir parçasıdır. Panenteizm (kamusal varoluşçuluk) ise her şeyin Tanrı'nın içinde olduğunu kabul etmekle birlikte, Tanrı'nın evrene eşit olmadığını, evreni aşan (aşkın) bir yönünün de bulunduğunu savunur.
Buna göre, panteizm ile panenteizm arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?
B) Panenteizmin Tanrı'yı hem evrene içkin hem de evreni aşan (aşkın) bir varlık olarak görmesi, panteizmin ise sadece içkin kabul etmesi
C) Panteizmin çok tanrıcılığı, panenteizmin ise tek tanrıcılığı savunması
D) Panenteizmin evrenin yaratılmadığını, panteizmin ise evrenin yoktan var edildiğini savunması
E) Panteizmin vahyi kabul etmesi, panenteizmin ise vahyi reddetmesi
Kant'a göre bir yemeğin tadını beğenmek ile bir sanat eserini beğenmek aynı şey değildir. Yemeğin tadı duyularımıza hitap eder, biyolojik bir ihtiyacımızı karşılar ve bize "hoş" gelir. Ancak bir sanat eseri karşısında duyduğumuz haz, hiçbir pratik fayda veya biyolojik ihtiyaç gözetmeyen, tamamen çıkarsız bir seyir hazzıdır ve bu bizi "güzel" yargısına ulaştırır.
Bu parçadan yola çıkılarak "güzel" ile "hoş" kavramları arasındaki farka ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
B) Bir nesnenin "hoş" gelmesi öznel bir durumken, "güzel" yargısı evrensel bir iddia taşır.
C) "Hoş" olan şey biyolojik fayda sağlayabilir ancak "güzel" olan şey pratik bir fayda amacı gütmez.
D) Sanat felsefesinin asıl konusu duyusal haz veren "hoş" nesnelerdir.
E) "Güzel" yargısı, nesnenin kendisinden alınan estetik ve rasyonel bir hazza dayanır.
Siyaset felsefesinde iktidarın yönetme gücünü yasalara, anayasaya ve rasyonel kurallara dayandırması, meşruiyetin kaynağını yazılı hukuk kurallarından alması durumuna "yasal-rasyonel otorite" denir. Bu otorite tipinde kurallar kişilere göre değişmez ve liyakate dayalı bir bürokratik yapı mevcuttur.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi "yasal-rasyonel otorite" tipine uygun bir örnek oluşturur?
B) Bir ülkenin, liderin olağanüstü hitabet gücü ve kişisel çekiciliğine inanarak onun peşinden gitmesi
C) Bir krallıkta, tahtın babadan oğula geçerek saltanat usulüyle yönetimin sürdürülmesi
D) Bir demokratik devlette, vatandaşların seçimle iş başına gelen cumhurbaşkanı ve meclisin çıkardığı yasalara uyması
E) Bir dini toplulukta, üyelerin kutsal kabul edilen bir liderin emirlerini sorgusuz sualsiz yerine getirmesi
Aşağıdaki iki farklı felsefi argümanı inceleyiniz:
I. Argüman:* Evrende hiçbir şey nedensiz var olamaz. Var olan her şeyin kendisinden önce gelen bir nedeni vardır. Ancak bu nedenler zinciri sonsuza kadar gidemeyeceğine göre, kendisi nedensiz olan, her şeyin başlangıcı olan bir "İlk Neden" bulunmalıdır. Bu İlk Neden Tanrı'dır.
II. Argüman:* Doğadaki canlıların yapılarına, gezegenlerin hareketlerine ve evrendeki hassas dengelere baktığımızda, her şeyin belirli bir amaca hizmet edecek şekilde, muazzam bir uyum ve düzen içinde tasarlandığını görürüz. Bu kadar karmaşık ve kusursuz bir düzen, kendi kendine veya tesadüfen oluşamaz; mutlaka bilinçli bir tasarımcının eseridir. Bu tasarımcı Tanrı'dır.
Bu argümanların felsefi literatürdeki adları sırasıyla aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
B) Kozmolojik kanıt – Teleolojik (Düzen ve Amaç) kanıtı
C) Teleolojik kanıt – Ahlak kanıtı
D) Kozmolojik kanıt – Ontolojik kanıt
E) Ahlak kanıtı – Kötülük kanıtı
Platon ve Aristoteles, sanatı "taklit" (mimesis) olarak tanımlama konusunda hemfikirdirler. Ancak bu taklidin değeri ve insan üzerindeki etkisi konusunda tamamen farklı düşünürler. Platon'a göre sanatçı, zaten ideaların birer kopyası olan duyular dünyasındaki nesneleri taklit ederek bizi hakikatten iki kat daha uzaklaştırır. Bu yüzden sanat, insanı yanılsamaya sürükleyen değersiz bir uğraştır. Aristoteles'e göre ise sanatçı, doğayı taklit ederken sadece olanı değil, "olabilir olanı" da yansıtır; doğadaki eksiklikleri tamamlar ve evrensel olanı gösterir. Ayrıca sanat (özellikle tiyatro/trajedi), izleyicide korku ve acıma duyguları uyandırarak ruhun bu duygulardan arınmasını (katharsis) sağlar.
Bu parçadan hareketle Platon ve Aristoteles'in sanat anlayışlarının karşılaştırılmasına ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
B) Her iki filozof da sanatın özünde doğayı ve insan eylemlerini yansıtma (taklit) eyleminin yattığını kabul eder.
C) Aristoteles'e göre sanatçı, doğayı edilgen bir şekilde kopyalamak yerine, yaratıcı bir süreçle onu yeniden inşa eder.
D) Platon, sanatın insanı rasyonel gerçeklikten uzaklaştırıp duyusal yanılgılara hapsettiğini savunur.
E) Aristoteles, sanatın sadece idealar dünyasındaki mutlak formları doğrudan yansıttığı sürece değerli olduğunu savunur.
Siyaset felsefesinde "toplumsal sözleşme" teorisyenleri olan Hobbes, Locke ve Rousseau, devletin kökenini açıklarken "doğa durumu" varsayımından yola çıkarlar. Ancak bu düşünürlerin doğa durumu tasvirleri ve sözleşme sonucunda ortaya çıkan devletin yetkileri birbirinden oldukça farklıdır:
Hobbes'a göre;* doğa durumunda insan bencil ve vahşidir; "herkesin herkesle savaşı" söz konusudur. Güvenliği sağlamak adına insanlar tüm hak ve özgürlüklerini mutlak, sınırsız yetkilere sahip tek bir egemene (Leviathan) devrederler.
Locke'a göre;* doğa durumu aslında barışçıldır ancak mülkiyet hakkının korunması ve adaletin tarafsızca dağıtılması için devlete ihtiyaç duyulur. İnsanlar sadece cezalandırma yetkilerini devrederler; egemenlik sınırlıdır ve iktidar mülkiyet ile özgürlük haklarını koruyamazsa halkın başkaldırma hakkı vardır.
Rousseau'ya göre;* doğa durumunda insan özgür ve mutludur ancak mülkiyetin ortaya çıkmasıyla eşitlik bozulmuştur. Toplumsal sözleşme, bireysel iradelerin üstünde olan "genel irade"yi egemen kılmak ve insanı toplum içinde yeniden özgürleştirmek için yapılmalıdır.
Bu bilgilere dayanarak, toplumsal sözleşme kuramcıları ile ilgili aşağıdaki analizlerden hangisi yanlıştır?
B) Locke ve Rousseau, Hobbes'un aksine, bireylerin devlet karşısında mutlak ve sınırsız bir şekilde boyun eğmesi gerektiğini reddederler.
C) Üç düşünür de devletin ilahi bir irade tarafından değil, insanların kendi aralarında uzlaşmasıyla kurulmuş yapay bir kurum olduğunu kabul eder.
D) Hobbes'un devlet tasarımı mutlakiyetçi bir monarşiye zemin hazırlarken, Locke'un tasarımı liberal/sınırlı devlet anlayışına öncülük eder.
E) Rousseau, mülkiyet kavramını insanı özgürleştiren ve doğa durumundaki mutluluğu pekiştiren en önemli kazanım olarak görür.
Cevap Anahtarı ve Detaylı Çözümler İçin QR Kodu Okutun
https://www.eokultv.com/atolye/10-sinif-felsefe-sanat-felsefesi-siyaset-felsefesi-ve-din-felsefesi/testler