Mehmet Akif Ersoy Kimdir?

Reklamlar


Reklamlar
Eokultv resmi facebook sayfamıza katılın:

Mehmet Akif Ersoy Kimdir?:

Mehmet Akif Ersoy, 1873 yılında İstanbul’da doğmuş, 63 yaşında vefat etmiştir. Aslen Arnavut kökenlidir. Onun bu kadar unutulmaz olmasının yegane sebebi ise; Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ulusal marşı olan İstiklal Marşı‘nın yazarı olmasıdır. “Vatan Şairi” ve “Milli Şair” unvanları ile anılmaktadır. İstiklal Marşı’nın yanı sıra Çanakkale Destanı, Bülbül ve 1911-1933 yılları arasında yayımladığı yedi şiir kitabındaki şiirleri bir araya getiren Safahat en önemli eserleridir. 2. Meşrutiyet döneminden itibaren de Sırat-ı Müstakim dergisinin başyazarlığını yapmıştır. Aynı Zamanda Kurtuluş Savaşı sırasında milletvekili olarak 1. TBMM’de yer almıştır.

8 kitaptan oluşan Safahat adlı eserinde İstikal Marşı‘na yer vermemiştir. Bunun sebebini ise şu şekilde açıklar; “çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm.” der. Bu 8 kitabın konularını aşağıda kısa bir şekilde özetledik.

Safahat (1911): 44 manzume içerir. Siyasal olaylar ve dünyevi görevlerden bahsedilir.
Süleymaniye Kürsüsünde (1912): Süleymaniye Camisi’ne giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, kürsüde Seyyah Abdürreşit İbrahim’in konuşturulduğu uzun bir bölümle devam eder.
Hakkın Sesleri (1913): Topluma İslami mesajı yaymaya çalışan on manzumedir.
Fatih Kürsüsünde (1914): Fatih Camisi’ne giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, vaizin uzun konuşması ile devam biter.
Hatıralar (1917): Âkif’in gezdiği yerdeki izlenimleri ve toplumsal felaketler karşısında Allah’a yakarışını içerir.
Asım (1924): Hocazade ile Köse İmam arasındaki konuşmalar şeklinde yazılmış tek parça eserdir.
Gölgeler (1933): 1918-1933 arasında yazılmış 41 adet manzumeyi içerir. Her biri, yazıldıkları dönemin izlerini taşır.
Safahat (Toplu Basım) (ilki 1943) – 6 Safahatını bir araya getirir.

Mehmet Akif Ersoy sözleri

İstiklal Marşı’nın yazılması hikayesi

İstiklal Marşı’nın seçilmesi hikayesini ise şu şekilde anlatabiliriz. İsmet Paşa‘nın önerisi üzerinde 1920 yılında bir yarışma düzenlenir. Birinciye de para ödülü verileceği açıklanır ancak 724 şiirden hiç biri beğenilmez. Mehmet Akif Ersoy ise para ödülünden duyduğu rahatsızlık nedeniyle yarışmaya katılmamıştı. Dönemin Maarif Vekili Hamdullah Suphi‘nin Mehmet Akif Ersoy’a yazdığı bir mektup ile rahatsızlık duyduğu konuların giderileceğini garantisi vermesi üzerine Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşı’nın güftesini 48 saatte tamamlamıştır. TBMM’nin 1 Mart 1921 tarihli toplantısında okunan şiir 12 Mart 1921 tarihli toplantıda resmi olarak İstiklal Marşı kabul edildi. Marşın bestesi ilk olarak 1924 yılında Ali Rıfat Çağatay tarafından yapıldı. Bu beste 1930 yılında Cumhurbaşkanlığı Orkestrası şefi olan Osman Zeki Üngör‘ün bestesi ile değiştirildi. İstiklal Marşı’nın sadece ilk iki kıtası bestelenmiştir.

İstiklal Marşı 10 kıtanın sözleri

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…
Hakkıdır, hakk’a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va’dettigi günler hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri ‘toprak!’ diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arsa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk’a tapan, milletimin istiklal!
Mehmet Akif Ersoy

Reklamlar



Kategori: Magazin


Yorum Yazın